Washington’da Ergenekon lobisi
HaberTürk
Tülin DALOĞLU
http://www.haberturk.com/HTYazi.aspx?ID=2772
“BAŞBAKAN Erdoğan’ın milliyetçi olduğunu bilmiyorduk,” diyor Amerikalı bir yetkili.
Sahi, Washington’dan bakıldığında Ankara’nın özellikle son dönemlerde attığı adımlarda giderek belirginleşen bir “değerler kargaşası” dikkat çekiyor. Uzaktan Türkiye kolay anlaşılmıyor. Ergenekon davası diyorsunuz, askerle-sivil karşı karşıya kozlarını paylaşıyorlarmış gibi duruyor. Dış politika diyorsunuz hızlı büyümeden kaynaklanan bir baş dönmesi hâkim gibi gözüküyor.
Örneğin, Ermenistan’la ilişkilerin normalleşmesi için başlatılan süreçte Azerilerle olan “kan bağına” kimse takılmamıştı. Başbakan Erdoğan’ın, Çin’in Sincan Uygur Özerk Bölgesi’nde yaşananlar üzerine açıklamaları ise işleri karıştırdı. Geçen yıl Ağustos ayında Ruslar Gürcistan’ı işgal ettiğinde veya haziranda İran seçim sonuçları sonrasında yaşananlarda Ankara “diplomatik mesafeyi” muhafaza ediyor deniyordu. O yüzden ne Ruslara ne de mollalara pek ses çıkarılmıştı.
Başbakan Erdoğan, siyasi vizyonunda “hak”tan yana olduğunu sürekli vurguluyor. Uygurlara yapılan “adeta soykırım” ise Ankara kendi söyleminde, savunduğunu iddia ettiği “hak”ta üzücü bir çelişkiye düşmüş gibi duruyor. Erdoğan, Washington’a yaptığı ziyaretlerde Ermeni iddialarını da göz önünde bulundurarak “soykırım” kelimesinin rasgele kullanılmayacağını savunur. Hatta Ankara, bu titizlikten ötürü neredeyse bütün dünyanın “soykırım” dediği Darfur için bu nitelemeyi kullanmamayı tercih ediyor.
Washington’daki çevreler, Erdoğan’ın Çin’deki son gelişmelerle ilgili bu sert çıkışlarının “iç politikaya” yönelik olduğu kanaatinde birleşiyorlar. Güvenlik Konseyi üyesi Çin’i, Birleşmiş Milletler’e şikâyet etmenin anlamsızlığına dikkat çeken yetkililer, Ankara’nın, Çin’le ilişkilerinin de bu açıklamalardan etkilenmeyeceği kanaatindeler. Erdoğan’ın, gazete manşetlerinde yer alan sert açıklamalarının gelip-geçici olduğu düşünülüyor.
Türkiye’nin iç politikasında dönen entrikalar ise Washington’da heyecan yaratmıyor. Geçtiğimiz hafta, Washington’u ziyaret eden Today’s Zaman Gazetesi köşe yazarları – Bülent Keneş, Yavuz Baydar, Orhan Kemal Cengiz, İhsan Dağı ve Lale Sarıibrahimoğlu -Obama yönetiminin Ergenekon davasında sessizliğinden rahatsızlık duyduklarını ve Washington’un bu konuda sesini işitmek istediklerini söyleyerek lobi yapmışlar. Amerikan Kongresi, Dışişleri Bakanlığı ve Brookings Enstitüsü’ndeki görüşmelerden çıkan ortak sonuç bu. Ama bu çağrının belli sakıncaları var:
1 – Eğer Amerikan yönetimine bu yönde bir çağrı yapılıyorsa, bunun kapalı kapılar ardında kalmaması gerekir. Gazetecilerin ilk görevi görüşlerini köşelerinde dile getirmektir. Bu toplantılara katılan gazeteciler ise köşe yazılarında Amerika’nın Ergenekon davasında sessizliğini bozup, aktif taraf olması gerekliliği üzerine bir şey yazmıyorlar.
2- Amerika’nın, Ergenekon davasında şu aşamada açıklama yapmasında kimin ne çıkarı olduğunu iyi tahlil etmek gerekir. Kanımca, Washington’ın, Türk mahkemelerinde görüşülmeye devam eden bir dava ile ilgili görüş bildirmesi yanlıştır. Türk kamuoyu buna sert tepki verir.
3- Ergenekon süreci ile ilgili olan biteni bizler anlamakta zorlanırken, Amerikan yönetiminin bu işe müdahil olması kafalara farklı soruları getirir. Bu iş yeterince karanlık olduğuna göre bir de Amerika’yı bu karambolün içine katmanın bir âlemi yok kanaatindeyim.
Bu huzursuzluklarımız ve kısırdöngülerimiz sürdüğü müddetçe de inanın Washington’da Türkiye’nin ciddi bir gündem oluşturduğu yok.
Categories: HaberTürk