tdaloglu@yahoo.com

Tan da gemi Mısır’a gidiyordu, deyince…

http://www.hasturktv.com/arsiv/1035.htm

Türkiye, Filistinlilere yardım götürmek iddiasıyla Gazze açıklarına gelen Mavi Marmara gemisinin rotasının aslen Mısır’ın el-Ariş limanı olduğunu iddia etmekte. Milliyet gazetesinde hafta başı yayınlanan bir makalede gündeme getirilen bu iddiaya göre “sadece Ankara değil, ABD, İsrail ve Mısır” da dahil tüm taraflar bu geminin varış noktasının Gazze olmadığını biliyorlardı, dendi. “5 ay sonra Milliyet tarafından ortaya çıkarılan bu gerçek, İsrail komandolarının yaptığı ve 9 Türk’ün ölümüne neden olan kanlı baskının, geminin Mısır’a gideceği bilindiği halde gerçekleştiği anlamını taşıyor,” ifadesi kullanıldı. Bu köşede, aynı gün yazdığım analiz haberde, iddianın tutarsızlıklarına dikkat çekmiştim. Ancak, Türkiye’nin Washington Büyükelçisi Namık Tan da “O geminin gerçekten de öyle bir müdahale olmasa idi, Mısır’a yönlenme ihtimali çok büyüktü” diyince, meseleyi tekrardan ele alma zorunluluğu ortaya çıktı.

Ve haberciliğin esası, haberi kaynağından edinmektir diyerek Washington’da ki Mısır Büyükelçiliğinin basın müşaviri Karim Haggag’ı aradım. Haggag, “Bu haberin yeni hiç bir boyutu yok,” diyerek başladı lafa. “Biz, Mavi Marmara daha yola çıkmadan – arzu ederlerse – bizim limana yanaşabileceklerine dair bir davet yaptık,” dedi. “Ama sizin bahsettiğiniz şekilde bir anlaşmaya varıldığından emin değilim. Mavi Marmara’dakiler çok kesin ifadelerle Gazze’ye doğru yola çıktıklarını deklare etmişlerdi zaten,” diyen Mısır büyükelçiliği sözcüsü, “Mısır’a gelme niyetleri vardı ise bundan haberimiz yok. Çünkü Mavi Marmara gemisi ile Mısırlı yetkililer arasında hiç bir iletişim gerçekleşmedi. Bizde, bu geminin, el-Ariş’e gelmek istediğini gösterir hiç bir veri mevcut değil.”

Milliyet gazetesindeki iddiaya göre ise MİT devreye girerek Mısır gizli servis başkanı General Ömer Süleyman, Mavi Marmara filosunun el-Ariş’e demirlemesi için ikna edilmişti. Hal böyle olunca, akla, Mavi Marmara’nın, Mısırlı yetkililerle hiç iletişime geçmemiş olsa dahi el-Ariş’e gidiyor olma olasılığı üzerine sorular takılıyor. Bu nedenle, Amerikan donanmasına ait Norfolk deniz üssünü aradım. Onların Mavi Marmara ile ilgili doğrudan bir bilgi sahibi olabilecekleri  için değil. Ancak gemilerin, varış noktalarına ne zaman haber vermeleri gerektiği ve bir geminin açık denizde seyir ederken izlenecek protokoller hakkında bir dizi teknik soruya cevap aradığım için işin bir erbabına danışıyım dedim.  Tabiatıyla da donanmadan konuştuğum yetkili “aman benim adımı bu işe karıştırma” dedi. Dinlediklerimin ışığında ise benim çıkardığım sonuç şu: Mavi Marmara’nın, iddia ettiği gibi son dakikada rotasını Gazze’den, El-Ariş’e doğru çevirmiş olmasının hiç bir anlamı yok. Eğer liman yetkilileri ile gemi arasında bir iletişim yok ise, bu, o geminin illa da o limana gitme arzusunda olduğunu kanıtlamıyor. Geminin, açıkta demirleme; bekleyip, başka yöne doğru yol alabilme gibi farklı alternatifleri var. Kesin olan ise bir geminin, bir limana yanaşabilmesi için – varacağı limanın yetkililerini – önceden mutlaka haberdar etmesi gerektiği. Haggag, Mavi Marmara’nın Mısırlı yetkililerle hiç bir iletişiminin olmadığını söylüyor…

Türkiye’nin Washington Büyükelçisi Namık Tan ise konuya ilişkin sorulan soruya verdiği kısa cevapta – durumu – “Hem İsrailliler biliyorlar, hem Amerikalılar biliyorlar, herkes biliyor,” diyerek vurguladı. Amerikan Dışişleri Bakanlığı sözcüsü HasTürkTv’ye yaptığı özel açıklamada ise “Birleşik Devletler, bu filo ile ilgili varılan hiç bir anlaşmanın tarafı olmadı,” dedi. Tan’ın açıklamasında, Amerika’nın önceden varılan bir anlaşmanın tarafı olduğu belirtilmemişti. Ancak Milliyet gazetesinde gündeme getirilen iddiaya göre Amerika, Mavi Marmara’nın Mısır’a varacak olmasını sonuçlandıran görüşmelerin tarafı olarak sunulmuştu. Ve nihayetinde Bakanlık sözcüsü P.J. Crowley de günlük basın toplantısında bu konuya ilişkin sorulan bir soruya karşılık, “Bizim hatırladığımız kadarı ile bu filonun organizatörleri istikametlerinin Gazze olduğunu net bir şekilde ifade etmişlerdi. Ama bunda bir yanlış var ise – bunu soru olarak alıyorum…” dedi.

Namık Tan’ın basın toplantısında bu soru gündeme geldiğinde – büyükelçinin soruyu cevaplamasını beklemeden – SETA’nın Washington direktörü Nuh Yılmaz lafa atlamışdı. Hükümete yakınlığı ile bilinen bir düşünce kuruluşunu temsil eden Yılmaz, İsrail’in müdahalesi esnasında geminin rotasının Mısır’a doğru olduğunun belli olduğunu söylemişdi. Çok kesin bir çıkış yaptığı için Yılmaz’a da merakımdan telefon açtım. Nuh Yılmaz, büyükelçinin masasında yaptığı o çıkışın aslında Milliyet gazetesinin bunu sanki yeni bir bilgi olarak sunmasına olduğunu söyledi. “Bu baştan beri ortada olan birşey. Geminin rotası El-Ariş’e çevriliydi,” diyen Yılmaz, “Tartışmanın en sıcak olduğu günlerde de bu gündemdeydi,” dedi.

SETA Washington direktörü Nuh Yılmaz, telefon görüşmemizi takiben BM İnsan Hakları Komisyonu’nun (BMİHK) raporu ile İHH’nın “Rotamız Filistin, Yükümüz İnsani Yardım Filosu, Özet Raporu” belgelerine internet üzerinden ulaşabileceğim linkleri gönderdi. Ve her iki raporda da Mavi Marmara’nın rotasının Mısır’a çevrili olduğunu belirten sayfa numaralarını paylaşdı. Bakınca, BMİHK raporu, İHH raporunun İngilizcesi gibi geldi. İHH raporunda, “23:20 sıralarında geminin rotası 185 oldu. Rotanın varış noktası Ariş ile Süveyş Kanalı arasında bir bölgeye tekabül ediyordu,” diye yazıyor. Her iki raporda da gemi mürettabatı ile el-Ariş limanı yetkilileri arasında bir iletişim geçtiğine dair tek satır bulunmuyor. Bu işin erbabına bir danışıyım diye telefonlarını çevirdiğim Norfolk donanma üssünde konuştuğum kişi de bu rotanın – illa da – o geminin, el-Ariş limanına varacağını kanıtlar bir veri olmadığını anlatmışdı. Gerçi haberlerde, İsrail’in, geminin kara kutusuna da el koyduğu iddia edilmişti. Bunun bir ehemmiyeti var mıdır diye danıştığımda ise bir geminin, bir limana yanaşacağını bilmek için kara kutuya gerek olmadığını; geminin, liman yetkilileri ile temasının olup – olmadığının yeterli tek kanıt olduğunu belirtmişdi konuştuğum yetkili. Mısır Büyükelçiliği sözcüsü Karim Haggag’ın kesin bir ifadeyle “yok” dediği iletişim…

Ancak Türkiye’nin Washington Büyükelçisi Namık Tan,  görüşmelerde “biz bunu dile getirdik,” dediği için bir telefon daha çevirdim. Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Feridun Sinirlioğlu’nun, Washington’a ağustos ayında yaptığı ziyaret sırasında görüştüğü ve Amerikan başkentinin Yahudi örgütlerinden birine üye, etkin bir isme ulaştım. “Sinirlioğlu, bizle görüştüğünde bunu gündeme getirmişti. Ama Türkler dışında bu iddiayı kimse doğrulamadı,” dedi.

Amerikan Dışişleri Bakanlığı sözcüsü P.J. Crowley, yarın öbür-gün, bu konuya dair aldığı soruyu cevapladığında, Amerika’nın bu iddia karşısındaki resmi pozisyonunu da kesin olarak öğrenmiş olacağız. “Ama,” diyor Ali Yunus, “bu gemi el-Ariş’e gidecekmiş, gitmeyecekmiş, hiç bir önemi yok. Meselenin özüyle alakalı bir mevzu değil bu. Yalnızca, kenarda bir şov olur, o kadar.” Al Arabiya ve Al Jazeera gibi Arap dünyasının etkin medya kuruluşlarında yorumları yayınlanan Ürdün kökenli Ali Yunus, “Türkiye, Arap dünyasında kamu diplomasisi savaşını kazandı. Daha ne olsun, bizim için canlarını feda ettiler diyor herkes sokaklarda,” dedi.

Peki, Arap dünyası, İsrail’in, Türkiye’nin arzuladığı özrü dilememesini nasıl karşılıyor diye sorduğumda ise Yunus, “Türkiye’nin, İsrail karşısında gücünün bir sınırı olduğunu görüyorlar. Ama bu konuyla ilgili olumsuz olacak herşey İsrail’e gidecektir. Bu iş, o anlamda kapanmıştır. Türkler, bu dava uğruna canlarını vermişlerdir. Bunun daha ötesi yok,” dedi.

Ve her nedense Yunus, Türkiye ve İsrail ilişkilerinin herşeye rağmen aslında rayında gittiği kanaatinde. “Türkiye’nin, İsrail’le askeri dayanışması sürüyor. Türkiye, daha yenilerde İsrail’den Heron aldı.” Aksine, Türkiye’nin, İsrail’le yenilerde imzaladığı hiç bir silah anlaşması yok; Heronlar da 2004 yılında imzalanan anlaşma gereği teslim edildi; askeri tatbikatlar iptal ediliyor; İsrailliler, Türkiye’de artık eğitim almıyorlar diye sıralamaya başladığımda ise, “AKP, Türkiye’nin, İsrail’le ilişkilerini kesse, Arap dünyası bundan çok mutluluk duyar,” dedi.

Ama Türkiye, İsrail’in hala dostu olduğunu savunuyor. Mesela, İsrail’in son dört savunma bakanına danışmanlık yapmış Michael Herzog, geçtiğimiz gün, Amerikan başkentinin etkin düşünce kuruluşlarından Washington Enstitüsü’nde yaptığı konuşmada Türkiye’nin yanlış istikamette olduğunu söyleyince, Türk bir diplomattan eleştiri almıştı. Türk yetkili, Türkiye’nin İsrail’in dostu olduğunu; İsrail’in de Türkiye’nin dostu ise kendisinden beklendiği şekilde özür dilemesi ve tazminat ödemesi gerektiğini vurgulamıştı.

“Ben, Türkiye dost değildir demiyorum. Türk Başbakan’ı, İsrail’i “savaş suçlusu” olarak adlandırıyor. Daha geçen hafta, İsrail’in siyasi terörizm yaptığını söyledi. İki ülke arasında yıllarca süren askeri işbirliği son buldu; diplomatik olarak açıktan bizim çıkarlarımız aleyhine adımlar atıyor(sunuz) ve bunun gibi bir dizi olay,” diyerek lafına başlayan Herzog, “Filo meselesinde, resim, sizin anlattığınızdan çok farklı. Ölüm olması, üzücüdür. Ama hükümetinizin bu aşırı İslami grup, İHH’ya verdiği desteği de göz önüne alarak bakın. Daha yeni, Başbakan ile İHH üyeleri arasında – Mavi Marmara Gazze’ye doğru yola çıkmadan önce – gerçekleşen bir toplantıya dair bilgi notu okudum. Diyeceğim, ortada sizin anlattığınızdan farklı bir resim var.”

Categories: HasTürk