Barkat, Kudüs’ün bölünmesine karşı
http://www.hasturktv.com/arsiv/909.htm
Nir Barkat, Kudüs’ün belediye başkanı. Öncesinde başarılı bir işadamı. 51 yaşında. Genç. Dinamik. İyi giyimli. Yumuşak bir ses tonuyla, net fikirlere sahip. Barkat, dün, Amerikan başkentinin etkin düşünce kuruluşlarından Washington Enstitüsü’nde konuştu.
Oturumu yöneten Rob Satloff, Barkat’a, “Dünyada, Amerikan Başkanı’nın, Dışişleri ve Savunma Bakanlarının işine karıştığı başka bir şehir var mıdır, bilmiyorum. Siz ne diyorsunuz?” diye sordu. “Hiç alınmıyorum. Hiç gücenmiyorum,” dedi Barkat. “Onlara durumu anlatmaya çalışıyorum.”
Öte taraftan da Kudüs, dünyada bir benzeri daha olmayan bir şehir. Belki Barkat’ın dediği gibi tarih boyunca Yahudiler dışında hiç bir din ve etnik kökene dayalı bir millet burayı başkent olarak nitelendirmedi. Ama Filistinliler, bugün, kuracak olurlarsa – kendi devletlerinin başkentinin – de Kudüs olacağını söylüyorlar.
Kimi yorumculara göre İsrail – Filistin doğrudan görüşmelerinin geleceği bu hafta kurtarılamaz ise Filistinlilerin, kendi devletlerini kurmaları hayali son bulacak. Kimilerine göre ise geleceğe dair böylesi iddialı yorumlardan kaçınmakta fayda var.
Her halükarda, Belediye Başkanı Barkat, Kudüs’ü “başkent” olarak paylaşma fikrine, karşı. Barkat, “Dünyada ikiye ayrılmış bir şehrin başarılı olduğu bir örnek daha yok. Ya işlemez oluyorlar ya da tekrar birleşiyorlar,” dedi.
İsrail halkının çoğunluğunun da bu konuda kendisi gibi düşündüğünü belirten Barkat, Filistin devletinin büyükelçiliğini de Kudüs’te görmekten memnuniyet duyacaklarını söyledi. “Filistinlilerin büyükelçiliğini de memnuniyetle karşılarım, ama Meksikalıların Texas’ı yönettikleri gibi bu şehri yönetemezler,” dedi.
Nir Barkat, bir ay önce başlayan doğrudan görüşmeleri zora sokan yerleşim birimleri inşaatı meselesine girmedi. “Kudüs ve Batı Şeria farklı yerler, farklı meseleler,” dedi.
Kudüs’de – hangi gerekçe ile olursa olsun – inşaata karşı çıkılmasının mantığını anlamadığından dert yandı. Amerikan Başkan Yardımcısı Joe Biden’ın, İsrail’de olduğu günlerde açıklanan 1600 yerleşim birimi inşaatı meselesine kısaca geri döndü ve “bize buralarda inşaat yapamayacağımızı söylemeleri, kabul edilemez,” dedi.
Barkat’ın, başından beri bu konuda sergilediği tavizsiz ifadelerine karşın ise realitede Kudüs’de inşaatlar durdu. Ve doğrusu, Barkat’ın, Kudüs için anlattığı vizyon da bundan nasibini alacak gibi.
Nir Barkat, iki yıl önce belediye başkanı olarak seçildiği günden bu yana Kudüs’ü dünyanın “turizm merkezi” haline getirme arzusunda. İnşaatların durmasına da bu nedenle karşı olduğunu anlatıyor. “Bakıyorsunuz, New York’a geçen yıl 45 milyon turist gelmiş. Londra ve Paris gibi diğer merkezlerde de 40’ar milyon gözüküyor,” diyor. Belediye başkanı Barkat, aynı sürede, dünyanın en kutsal şehirlerinden Kudüs’e 2 milyon turistin gelmesini ise üzüntüyle aktarıyor. Tipik bir işadamı edasıyla, “Onlar 40 milyon turist çekiyorsa, Kudüs’e 10 yıl sonra on milyon turist gelir. Bizi ziyaret eden her turist de dünyanın dört bir tarafında Kudüs’ün fahri elçileri olur,” diyor.
Arap nüfusun, Yahudilere kıyasla daha hızlı artış gösterdiğine de dikkat çeken Barkat, Kudüs’ün, şehir sakinlerini barındıran bir yerleşim bölgesi olmanın ötesine geçebilmesi ve dünya turizminin durak noktası olabilmesi için inşaatların sürmesi gerektiğini savunuyor.
“Bizim inşaat yapmamıza karşı çıkanları anlamıyorum,” diyor Kudüs Belediye Başkanı Nir Barkat. Ve şehir yaşamının açmazlarına dalıyor. “Yahudi tarafında inşaatlara izin vermiyoruz; ev kiraları tavan yapıyor. Şehirden göç başlıyor. Filistin tarafında izin vermediğimizde ise kaçak inşaa ediyorlar. Eğer bu inşaatlar dondurulsun diye bir kampanya varsa – o zaman – herkes için aynı şekilde geçerli olmalı.”
Belediye Başkanı Nir Barkat, Kudüs’ü, turizm ve kültür merkezi olarak yeniden yapılandırma konusunda kararlı. O nedenle güvenlik meselesinden de bahsetti. “İsrail, Gazze’de risk aldı. Çekildi,” diyen Barkat, “Filistin Kurtuluş Örgütü (PLO) ile iş yaptığımızı sanıyorduk, ama Hamas çıktı karşımıza. Bunun aynısını Kudüs’te yapmamız demek şehrin ortasına Truva atını kabul etmemiz demek olur. Umarım İsrail böyle birşeyi asla yapmaz,” dedi.
Barkat, Kudüs’ün, daha önce hiç olmadığı kadar her dinden insanın ibadetini rahatlıkla yaptığı kutsal bir şehir olduğunu anlattı. “Kudüs’de, bugün, dini ibadet anlamında herhangi bir kısıtlama varsa Yahudilerin Tapınak Dağı’nda dua etmelerine izin yok,” dedi. “Ramazan’da, 200 bini aşkın Müslüman Haremü’ş-Şerif’te dua etmek için geldi. Bu bizim geleceğimiz için stratejik önemdeydi. İsrail, pratikte ve ideolojide, bu harika şehri dünya ile paylaşabileceğini kanıtladı,” dedi.
Yahudi devleti, 1967 yılında Doğu Kudüs’ü ele geçirdi. İsrail parlamentosu, Knesset, 1980 yılında verdiği kararla şehrin tamamını başkent olarak ilan etti. Uluslararası toplum, bu kararı tanımadı. Müslümanların Haremü’ş-Şerif diye andıkları Tapınak Dağı, Yahudilerin en kutsal mekanı. Müslümanların ise Mekke ve Medine’den sonra üçüncü en kutsal mekanı.
Categories: HasTürk