tdaloglu@yahoo.com

Pakistan’da ezber bozuldu

http://haberturk.com/HTYazi.aspx?ID=7231

FARHAT Taj, Pakistanlı bir köşe yazarı. Ülkesinin saygın gazetelerinden Daily Times’ta yazıyor. Taj, geçen haftaki yazısına başlarken, “Veziristan’daki insanlar, Taliban ve El Kaide’nin acımasız işgalinden ötürü acı çekmektedirler. O nedenle, Amerika’nın insansız casus uçaklarıyla yaptığı saldırıları memnuniyetle karşılamaktadırlar” diyordu. Taj’ın yazısından 5 gün sonra ise Amerika’nın Kuzey Veziristan’da, geçen cuma günü, dört kişinin ölümüyle son bulan yeni bir hava saldırısı daha geldi. Taj’ın ezberi bozan yazısına daha da bir anlam yüklendi.


Pakistanlı gazeteci, “Bu bölgede yaşamayan diğer Pakistanlılar, bu saldırıları egemenliklerinin ihlali olarak görüyorlar. Amerikan medyası da keza bu saldırılara karşı ağır eleştiriler yapıyor. Veziristan’da konuştuğum yüzlerce insan ise Pakistan istihbarat servisi ile Taliban arasında sıkışıp kaldıklarını ve bu füze saldırılarını, kurtarıcıları olarak gördüklerini anlatıyorlar” diyordu.


New York Times, Barack Obama başkan olalı selefine kıyasla, Pakistan’da, insansız casus uçakları ile yapılan nokta saldırılarının sayısında çarpıcı bir artış gözlemlendiğine dikkat çekiyor. Taj ise sivil ölümlerin abartıldığından yakınıyor.
Bir Pakistanlının, Amerika’nın, uluslararası hukuku hiçe sayarak kendi memleketinin topraklarında sürdürdüğü bu hava bombardımanlarına verdiği desteğe inanabilmek güç, değil mi? Ama Veziristan’da, geçen yıl -yalnız resmi rakamlara göre- 1500’ü aşkın kişinin başının kesilerek öldürüldüğünü bilince, bu ifadelere çok şaşırmamak gerekiyor. Can korkusudur bu!


Bayan Taj, çaresizliğin çığlığını atıyor. Devletleri, bu bölgede yaşayan insanların can güvenliklerini sağlayamıyor. Kadın ve çocukların yaşamlarını, Amerikan uçaklarının mı yoksa Taliban’ın mı daha çok tehdit ettiği tartışmaya değer. Başbakan Tayyip Erdoğan, “Müslümanlar, soykırım yapmaz” dese de Pakistan’da din kardeşlerinin birbirlerine hak gördükleri yaşam, ortada. Afganistan’da da…


ABD’nin Afganistan ve Pakistan özel temsilci yardımcısı Daniel Feldman’ın, geçen hafta yaptığı açıklamalardan ötürü bugün bu konuyu gündeme getiriyorum. Washington’da yabancı basın merkezinde yapılan bir toplantıda sorularımı yanıtlayan Feldman, “Türkiye’nin özellikle kalkınma alanındaki liderliğini ve girişimlerini takdir ediyoruz” diyordu. Ama bu girişimlerin neticesi, uzun vadede kendini gösterecektir.


Bu ülkelerde güvenlik ise öncelikli bir sorun. Başbakan Erdoğan, Amerikan başkentine geçtiğimiz ay yaptığı ziyarette Türkiye’nin Müslüman kardeşleri ile çarpışacak asker göndermesinin söz konusu olmadığını yineledi. Ancak Erdoğan’ın, “Biz Müslümanız, çarpışamayız; Müslüman olmayanlar işin icabına baksınlar”a denk gelecek ifadesinin Türkiye’nin -iddia edilen- bölgesel gücüne yakışmayan bir söylem olduğu kanaatindeyim.


Dahası Türkiye’nin, bu ülkelerle, aslen Atatürk’ün mirası olan -bugün Müslüman kimliği üzerine odaklandırılan- dostluk bağlarını, Farhat Taj gibilerin sesleri yükseldikçe tekrar gözden geçirilebileceğini düşünüyorum.


O nedenle, Feldman’ın da belirttiği gibi 25 Ocak’ta dördüncüsü düzenlenecek Afganistan ve Pakistan cumhurbaşkanlarıyla yapılacak üçlü zirveye dikkat çekmek istiyorum. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, bu zirvede ağırlığını koyar ve bu iki ülke arasındaki güvenlik bunalımının aşılmasına yardımcı olursa, bölge insanının “kahramanı” olacaktır. Bölgesel güç olmanın gereği de budur…

Categories: HaberTürk