tdaloglu@yahoo.com

Türkiye ve İran arasında karıştırılmayacak meseleler vardır

http://haberturk.com/HTYazi.aspx?ID=7043

TÜRKİYE, hiç İran olmadı. ABD Başkanı Barack Obama, haziran ayında, Kahire’de yaptığı konuşmada “Soğuk savaş döneminde Amerika, demokratik yolla iktidara gelmiş bir İran hükümetinin devrilmesinde rol oynamıştı” demişti. Obama’nın bahsini ettiği 1953 yılında darbe ile başbakanlığı son bulan Muhammed Musaddık hükümetiydi.
İran’daki rejim bugün de sokaklara dökülen halkının arkasında Amerikan parmağı olduğunu iddia ediyor. İranlı yargıçlar, ağustos ayında, son seçimleri protesto eden 100’ü aşkın reform taraftarı için yapılan toplu duruşma sonrasında karar zaptına “Sanıkların gerçekleştirdiği 198 eylemden 100’ü Gene Sharp’ın tasvir ettiği kadife devrimin yapılış şeklini yansıtan adımlara ve zaman dilimine göre planlanmıştır” yazdılar.


Gene Sharp, otoriter rejimlerde halkın şiddete başvurmadan değişimi nasıl sağlayabileceği üzerine yaptığı sayısız çalışmasıyla -uluslararası üne kavuşmuş- bugün 80’li yaşlarında bir Harvard Üniversitesi profesörü.
İran rejiminin, Amerikan akademisyenlerinin çalışmalarından etkilenen halkına yönelik bu aşırı hassasiyetini Musaddık’ın başına gelenlerden ötürü kısmen anlamak mümkün olabilir. Ama CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’ın, Amerika’ya karşı gösterdiği benzeri hassasiyetleri anlayabilmek kolay değil.


Türkiye’de demokratik açılım sürecinin açmaza girdiği şu günlerde Baykal’ın, Amerikan başkentinde geçtiğimiz aylarda bir düşünce kuruluşunda Kürt meselesi üzerine yapılan bir toplantıya verdiği tepkiyi anımsıyorum. Baykal, AKP’ye bu sürecin yol haritasını ABD’nin verdiğini ileri sürmüştü.


Düşünün bir: CHP, Türkiye’de düşünce şekliyle, yaşam tarzıyla Amerika’yla (ve Batı’yla) en doğal dostluk kurabilecek kesimin temsilcisidir. Bu parti, Amerika’nın Ankara’daki eski büyükelçilerinden Ross Wilson’un bahsettiği demokratikleşme anlayışına en yakın adrestir. CHP’nin, Kürt meselesi üzerine bugüne kadar hazırladığı raporlar, Amerikalı yetkililerin dile getirdikleri değerler ile en çok örtüşen belgelerdir de…


Büyükelçi Wilson’la, geçtiğimiz hafta Washington’da sohbet ederken CHP’yi konuşmadık. Ama Wilson’a, Obama’nın, AKP yönetiminin başlattığı “demokratikleşme sürecine” verdiği desteğin anlamını sordum. Wilson, “ABD, Türk hükümetinin inisiyatifine, parlamenter demokrasi çatısı altında vatandaşlarının haklarını ve fırsatlarını genişlettiği ölçüde destek verecektir” dedi. Obama yönetimi adına konuşmasa da Wilson, Beyaz Saray’ın AKP’nin bu hususta attığı her adımı tasvip ediyormuş gibi algılanmasının yanlış olacağı mesajını verdi.


Baykal olsaydı
Şunu da düşünün: AKP yerine bugün iktidarda CHP olsaydı ve Baykal bugüne kadar hazırlattıkları raporların içeriğine uygun bir projeyi yürürlüğe koysaydı, Amerika, Baykal’ın iktidarını belki de çok daha gür sesle destekleyecekti. Gelin görün ki ABD, AKP’yi destekliyor diye aşırı bir alınganlık hâkim Türkiye’de! Wilson, ABD’nin, AKP’yi desteklemesi söz konusu değildir diyor.
Neticede, Türk hükümetini Türk halkı seçiyor. Muhalif partiler yeni yılla birlikte olası bir seçim sürecine giren Türkiye’de dilerim iktidar olma yarışında daha akılcı ve etkin bir mücadele verebilirler. Bu yıl, diliyorum hem siyasetin kalibresinin arttığı hem de muhalif partiler de dahil müttefik ülkelerle ilişkilerin geliştirilebildiği bir yıl geçiririz.

Categories: HaberTürk