Obama tartacak
Başbakan Tayyip Erdoğan, Amerikan Başkanı Barack Obama ile bugün Beyaz Saray’da görüşecek. Başbakan, Washington’da eskiden daha uzun vakit geçirirdi. Bu sefer, Obama’yla görüşmesi ardından neredeyse ayağının tozuyla Meksika’ya hareket edecek. Kongre’yle görüşmeyecek. Amerikan medyasına mülakat vermeyecek. Yahudi lobisinin temsilcileri ile bir araya gelmeyecek. Ancak üç yerde konuşma yapacak.
Erdoğan’ın, Washington ziyareti bu kez “farklı” olacak. Ya Başbakan, Amerikan başkentinde hızla işlerini tamamlayıp, Meksika’ya geçerek, Türkiye’nin “küresel bir güç” olmayı hedefleyen dış politika profilini sergileyecek . Ya da Türk kamuoyunun, Amerika’ya duyduğu mesafeyi yansıtacak. Veya Washington’da, AKP yönetimiyle ilgili meraklı soruların yoğunlaştığının farkında olduğu için “kaçacak.”
Her halükarda, Beyaz Saray’da, Erdoğan ve Obama’nın birlikte çektireceği resim “iç politikaya” göndereceği mesaj açısından önemli olacak. Zira Türkiye’de her darbenin arkasında Amerika’nın bulunduğuna inanıldığı gibi, iktidarda kalmanın anahtarının da Washington’da olduğu kabul edilir. Son dönemde yapılan kamuoyu yoklamalarında AKP’nin kan kaybettiği dikkat çekerken Erdoğan’ın, Obama’yla sağlam bir birliktelik sergilemeye ihtiyacı var. Başbakan’ın buraya gelmeden, “Amerika’yı olumsuz etkileme gayreti içerisinde olanlar var. Etkileyeceklerini zannettikleri yönetim de evvel Allah bunlara kulak asmayacaktır,” demesinin mantığı bu olsa gerek.
Demokrasilerde ise çok seslilik esastır. Ülke yönetimine soyunmuş insanların eleştiriye açık olmaları şarttır. Mesela, geçen hafta katıldığım özel bir toplantıda Türkiye’de muhalefetin Amerika karşıtı söylemleri AKP’den çok daha fazla kullandığı ve o yüzden Amerika’nın AKP dışında alternatifinin olmadığı savunuluyordu. Türkiye’deki muhalif partilerin performansı üzerine yapılan eleştiri – en hafif ifadesiyle – hayli oturaklıydı. Başbakan, Washington’da, birilerinin konuşmaması gerektiği kanaatindeyse, Obama yönetimini, Türkiye’de AKP dışında siyasi alternatif olmadığına inandırmaya çalışan kesime de aynısını telkin etsin. Herkes sussun.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi eski yargıçlarından Rıza Türmen’in geçen hafta Kongre’de düzenlenen bir panelde Türkiye’de 100 bini aşkın insanın telefonlarının dinlenmesinin kurumsal ve hukuki şemasını anlattığı konuşma, burada bir ilkti. Aynı araştırmacı – gazeteci Gareth Jenkins’in de geçtiğimiz haftalarda Ergenekon davası ile ilgili yaptığı sunum gibi. Türkiye’de bunlar yaşanılıyorsa; insanlar olan – biteni anlamaya çalışıyorsa, bunlar niye konuşulmasın?!
İkili ilişkilere, Türk siyasetinde olduğu gibi geçmişte “asker” hakimdi. Soğuk Savaş sonrasına denk gelen günümüzde de sivil yönetim…Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Konseyi Türkiye Direktörü Paul Henze’nin, 1980 darbesinde “bizim çocuklar işi bitirdi” demesi askerle olan yakın ilişkilerinden kaynaklanan bir ifade idi. Bugünün konjonktüründe, AKP’nin tek parti iktidarından kaynaklanan ilişkilere hakimiyeti de aynı şekilde algılanmakta.
Diyeceğim, memlekette Amerikan politikalarına karşıtlık ne kadar egemen de olsa, Amerikasız yapamıyoruz. İran gibi çetrefilli konu başlıklarında hızla yaklaşılan hayati kavşaklara gelmeden önce bu iki liderin erkek-erkeğe birbirlerini tartıp, anlamaları gerekiyor. Asıl Obama’nın, Erdoğan’ın ne yapmaya çalıştığını kestirmesi şart. Esrar, orada.
Categories: HaberTürk