tdaloglu@yahoo.com

Ermenistan Kürt açılımına benzerse!

http://haberturk.com/HTYazi.aspx?ID=5208

Türkiye, büyük memlekettir. Köklü, devlet geleneği vardır. Aşamayacağı sorunu yoktur. Büyürken hep böyle işittik. Bugün de AKP hükümetinin, Cumhuriyet’in vakitlice çözemediği sorunları hep birden halletme çabasına tanıklık ediyoruz.
Ne geçmişimizin ideal bir gelecek bıraktığını, ne de bugünün mükemmel politikalarla donatıldığını görüyoruz. Korkuyoruz. Eleştiriyoruz. Destekliyoruz. Neticede, Başbakan Erdoğan’ın çıktığı bu yolda kazaya uğramasının bugün hepimizi mağdur bırakacağı kaygısıyla konuşuyoruz.

Erdoğan’ın, Kuzey Irak’tan Türkiye’ye giriş yapan terör örgütü PKK üyelerinin kahramanlar gibi karşılanmasından doğan rahatsızlık sonucu “demokratik açılım” sürecini bir müddet askıya alma kararını anlamaya çalışıyoruz. Ortadoğu’nun kronik meselelerine el atmış bir başbakanın, PKK’lısı da dahil, kendi insanının davranışını önceden hesaplayamamış olmasını sorguluyoruz.

Ben Ermenistan’la ilişkileri normalleştirme sürecinin benzeri bir buhrana neden olduğu takdirde doğurabileceği sonuçlardan ötürü endişe duyuyorum. Çünkü Amerikan Kongresi’nde 1915 olaylarının “soykırım” olarak tanınmasını isteyen karar tasarıları yine gündeme gelmeye başladı. Başbakan, Türkiye’nin bu konuda çıkarlarını kollayan Yahudi lobisini de bu sene küstürdü. Üstelik bunu bilerek yaptı. Hal bu olunca ben de Murat Garbisyan’la sohbete gittim.

Garbisyan, Türkiye’de doğmuş bir Ermeni. Arada Amerikan Ermeni Ulusal Komitesi (ANCA)’ya da çalışıyor. Diyasporanın nabzını iyi tutuyor. “Eğer Ermenistan’la ilişkileri normalleştirmek demek Ermeni soykırımı olmamıştır demek olacaksa, ben bu işin içinde yokum,” diyor Garbisyan.

Ama Türkiye’nin hedeflerinden biri de bu süreçle Amerikan Kongresine gelen Ermeni tasarılarından kurtulmak.

Garbisyan ise başka formül düşünün diyor. “Adını isterseniz soykırım koymayın. Bir formül bulun ama Türk halkının benden bu meseleden ötürü özür dilemesi gerekiyor”. Dahası, Garbisyan, Türkiye’de Ermeni demenin küfürle eş anlamlı olduğundan şikayetçi. “İtibarımın iade edildiğini görmek istiyorum,” diyor.

Biz, bu meseleleri tasvir ederken soykırım kelimesini kullanmaya karşıyız. Amerikan Kongresi’ne Ermeni tasarıları geldikçe de bir müttefiki – dönem dönem – düşman olarak görmeye başladık. Türk-Amerikan ilişkileri güven bunalımına girdi. Bizler batıya mesafelendik. Bu meseleyi sürekli ensemizde hissetmekten bıktık, bunaldık ve yıldık.

Geçmiş, iki toplumun bugününü de trajediye mahkum kıldı.

O yüzden, bu süreçte sorumluluk almış liderlerin, bu mesele aşılamaz bir blok olarak önümüzde dururken, halkları birbirleriyle nasıl kaynaştırmayı düşündüğünü merak ediyorum. Çünkü Washington kulislerinden şu aralar kulağıma gelen tek şey var. O da “Türkiye bunu niye büyütüyor. Geçse ne olur ki?” lakırdısı.

Categories: HaberTürk