Obama’nın işi zor!
http://haberturk.com/HTYazi.aspx?ID=5022
OBAMA, İsrail’de, korkunun adı. Ortadoğu ülkelerinde yapılan kamuoyu yoklamaları, Amerikan Başkanı’na güvenin Yahudi devletinde dibe vurduğunu gösteriyor. Batı Şeria ve Gazze de dahil olmak üzere tüm Arap ülkelerinde Obama’nın popülaritesi İsrail’dekine kıyasla daha iyi durumda. Başbakan Erdoğan da İsrail’e her posta koyuşunda Arap sokaklarını fethetmeye devam ediyor. Bu durumda da Washington’un Türkiye ile ilişkilerinde İsrail’i mesele yapması söz konusu gözükmüyor. Aksi davranış, Obama’nın Arap sokaklarındaki algılanışını tersine çevirme tehlikesini taşır. Bu da, Beyaz Saray’ın çıkarına değildir.
Ancak Obama’nın, İsrail halkının güvenini de kazanması gerekiyor. İsrail’in Washington büyükelçisi Michael Oren, geçtiğimiz hafta katıldığım bir toplantıda, ülkesinde Obama’ya olan güvenin yüzde 4 civarında süründüğünü anlatıyordu. Ve büyükelçi, barış görüşmelerinde yol kat edebilmek için bu oranın artırılmasının hayati önemde olduğunu vurguladı. Tabiatıyla, Beyaz Saray için maharet, İsrail halkının güvenini kazanırken Arap dünyasını kaybetmemek olacaktır. Dengeleri muhafaza edebilmekse hiç kolay iş değil.
Dahası, Obama’nın, Amerika içindeki dinamikleri de iyi idare etmesi gerekiyor. Mesela, Demokrat Parti’nin sol uç kanadı Amerikan Başkanı’nın İsrail’le kapışmasını görmek istiyor. Bu kesim, Amerika’nın, Afganistan’dan ve Irak’tan tamamen çekilmesi ve İran’ın da gerekirse nükleer silah sahibi bir ülke olarak kabul edilmesi taraftarı. Sağ kanat da tam aksi görüşleri savunuyor. Kazan, her yerde kaynıyor.
En ilginçi, Obama, başkan koltuğuna oturalı dokuz ay oldu. Kimse kim olduğunu daha tam kestirememiş durumda. Bu da, Amerikan Başkanı’nın şu an için kritik bir sermayesi. Ama sene sonunda bu belirsizlikler de artık son bulacak. Kanaatimce, kimse Obama’dan tam olarak istediğini alamayacak. İsrailliler de belki bu nedenle Obama’dan çok korkulmaması gerektiğini öğrenecekler.
Meselenin özü, barış görüşmelerinin -duraksız- devam edebilmesini sağlamak, bölgede tansiyonu kontrol altında tutabilmektir. Bu bağlamda, Türkiye’nin rolünün önemi belirginleşiyor. Ve korkarım ki Başbakan Erdoğan’ın, İsrail’e yönelik sert açıklamaları, barış sürecine zarar verme potansiyeli taşıyor. Öncelikle Erdoğan’ın Arap sokaklarında belirginleşen bir etkisi var. Sokakları gaza getirmesi Filistin yönetimini masada etkisizleştirme anlamına gelebilir. Washington’un, bugün, Türkiye’den beklediği İsrail’le “ipleri koparır” bir hava yaratması değil; aksine barış görüşmelerinin devamını mümkün kılmak için bir takım oyuncusu gibi güven bunalımı yaratmadan tüm taraflarla görüşmeye devam etmesidir.
Böyle bir yaklaşım Gazze’de yaşayan Filistin halkının ihtiyaçlarını gidermede daha yapıcı olacaktır. Tabii AKP’nin böyle bir yolu izleyebilmesi için Hamas’ı da olanlardan sorumlu görmesi gerekiyor ki -ne yazık ki işte bu- imkânsız gözüküyor!
Bölgede denge adına bir şey kalmamışken, Türkiye’den tüm taraflarla ilişkileri dengede yürütmesini beklemek belki fazla. Ama Türkiye’nin özelliği de bunu yapabilmesiydi. Washington’da son haftalarda kafalarda çok soru işareti belirdi. Şunu net olarak söyleyebilirim ki Erdoğan’ın Washington’a yapacağı ziyaret bu gelişmelerin ışığında erkene alınmak isteniyor. En önemlisi İsrailliler belki Obama’ya soğuklar ama Amerika’daki Yahudilerin yüzde 64’ü bu başkanı destekliyor. Yahudi lobisi, AKP başa geldiğinden bu yana Türkiye’nin İsrail’le ilişkilerini ısrarlı bir şekilde kötüye götürmek için çaba sarf ettiği kanaatinde.
Obama’nın hassas kamuoyu denklemlerini gözetirken bu güven bunalımlarını görmezden gelmesi mümkün olamaz.
Categories: HaberTürk