tdaloglu@yahoo.com

Sürecin kilidi Dağlık Karabağ meselesi

HaberTürk

Tülin Daloğlu

http://haberturk.com/HTYazi.aspx?ID=4838

Bir de ABD Başkanı Obama’nın Nobel barış ödülüne ne yapıp da layık görüldüğü sorgulanıyor. Belki çoğunluk bir Ortadoğu barışı beklentisinde. Ama Türkiye ve Ermenistan ilişkilerine barışı getirebilmenin önemini de hafife almamak lazım. Bakarsınız, Obama, ödülünü aldığı gün yapacağı konuşmayı bu konuya adar. Keyifli bir sonun getirdiği hazzı birlikte paylaşırız. Demekle beraber, bu sürecin kamuoyuna ilk duyurulduğu günden itibaren üslubun ve zamanlamanın esası alt edebilecek şekilde öne çıktığını göz ardı etmeden. Anlatayım:

Amerika için esas olan Ermenistan’ın, sınırlarını paylaştığı İran ve bölgesinde müttefiki olduğu Rusya dışında ilişkilerini geliştirebileceği bir alternatif yaratmak. Böylece Erivan, Moskova’dan kısmen bağımsızlaşırken, bölgedeki enerji kaynakları ve ulaşımı için yeni güvenceler ortaya çıkacak. Büyük resim denilen stratejik çıkarlar babında soykırım iddiaları ve Karabağ meselesi bu kazanımın önündeki engeller olarak gözüküyor. Amerika, Rusya ve İran’ın bölgede artan nüfuzunu yine kendi lehine çevirme arayışında.

Türkiye açısından baktığınızda, Amerikan Kongre’sine sunulan soykırım iddialarının tanınmasını öngören her yeni tasarı ile birlikte kabul edilme riski de artıyor kanaati hakim. Hatırlayacaksınız, bu süreç kamuoyuna ilk, 22 Nisan’da geceyarısında duyurulmuştu. Beyaz Saray’ın her yıl olduğu gibi gelenek halini alan Birinci Dünya Savaşı’nda yaşamını yitiren Ermenileri anma gününde yapacağı açıklamaya bir gün kala. Bütün Türkiye, Obama, ülkemize yaptığı tarihi ziyarete rağmen böylesi bir ifadeyi kullanır mı diye merakla beklerken.

Ermenistan da öncelikli olarak içinde bulunduğu ekonomik darboğazdan kendini kurtarmak zorunda olduğu için masada. Devlet Başkanları Serj Sarkisyan’ın son açıklamaları açıkça gösteriyor ki onlar için ne soykırım ne de Karabağ meselesi sürecin bir parçası.

Yani, taraflar altına imza koydukları protokolleri birbirlerine neredeyse taban tabana zıt istikamette yorumluyorlar.

Mesela, Sarkisyan Karabağ meselesi bu sürecin bir parçası değil iddiasında. Başbakan Tayyip Erdoğan, Bakü’ye, Karabağ meselesi çözülmeden sınırlar açılmaz diyor. Amerikalılar da bu meselelerin birbirine parallel gittiğini savunuyor. Bu kavram kargaşasında imza törenine bu meselenin çözümü için kurulan Minsk grubunun eşbaşkanları Amerika, Fransa ve Rusya’nın dışişleri bakanlarının şahitlik etmiş olmasının önemi artıyor.

Bu mesele sürecin akıbetini belirleyecek husus olarak ön plana çıkıyor. Minsk grubunun bundan sonra atacağı adımlar önemli olacak. Ermenistan üzerinde ağırlıklarını ne kadar kullanabilecekleri sonuçta belirleyici olacak. Keza Amerika’daki Ermeni diyasporası hop oturup hop kalksa da Kongre’ye şu aşamada soykırım iddialarının tanınması adına yeni bir tasarı gelme olasılığı sıfır.

Protokoller için Meclis’te gizli oylama yapılacağını söyleyen Başbakan Erdoğan’ın milletvekillerini ikna etmesi gerekiyor. Bunun için de somut gelişmelerin desteğine ihtiyacı var. Böylesi hassas bir konuda Türk milletvekilleri garanti görmeden “evet” demek istemeyebilirler. Azerilerle Kıbrıs Türkleri arasında ayrılık gördüklerinden değil ama Kıbrıs referandumu ardından uğradıkları hayal kırıklığını Meclis çatısı altında tekrarlamaktan çekinecekleri için.

Yine de geleceğe iyimser bakmakta fayda var. Dileyelim, bu sürecin sonunda Azerilerle kardeşlik bağlarımız daha pekişsin. Ermenilerle de birlikte bir işi başarmanın hazzıyla ilişkilerde dostluk adına yeni bir sayfa açılsın.

Categories: HaberTürk