tdaloglu@yahoo.com

Recent Articles

Davutoğlu mu, Korutürk mü?

Şub 8, 2011 | Davutoğlu mu, Korutürk mü? için yorumlar kapalı

Pazar sabahı elime kahvemi almışım, gazetelerde ne var, ne yok diye göz atıyorum. Türkiye ile ilgili olarak, Murat Yetkin’in Radikal’deki yazısı, Milliyet’te Barış Ünver’e açılan dava haberi ve Landon Thomas Jr.’ın New York Times’daki makalesi dikkatimi çekti.

Read the story »

Mübarek tarih olmak üzereyken

Oca 31, 2011 | Mübarek tarih olmak üzereyken için yorumlar kapalı

Mısır’da ki gelişmeleri izlerken Frederick Nietzsche’nin bir lafı takıldı aklıma. ‘Dibsiz bir kuyuya bakarken dikkat et, kuyu da sana geri bakabilir.’ Amerika’nın, bugün, Ortadoğu’da başına gelen de bu. Mübarek sonrası Mısır’ın nasıl şekilleneceğini kimse kestiremediği için, eski düzene yatırım yapılmaya devam ediliyor. Ve kanaatimce, istikrar uğruna yine yanlış adresden medet umuluyor. Washington’un, sokakta ki halkın verdiği mesajı iyi dinlemesi ve o haykırışa, sorumlu bir uluslararası lider olarak cevap verebilmesi gerek. Türkiye’nin ise krizin bu ilk aşamasında sessiz kalması zarardan çok, fayda getirebilir. Dert, AKP iktidarının, ağzını açtığı anda Müslüman Kardeşler’e arka çıkması olur…

Read the story »

Ortadoğu açmaza sürüklenirken…Lübnan

Oca 27, 2011 | Ortadoğu açmaza sürüklenirken…Lübnan için yorumlar kapalı

Türkiye’de ki iç ve dış politik tartışmaları, gazetelerde ki bazı köşe yazılarını, yazılarıma gelen kimi okuyucu yorumlarını okuyunca anladım ki bu hafta Ortadoğu’da ki gelişmelere dair değerlendirmeme geçmeden önce değinmek istediğim farklı bir husus var. Zira bugünlerde peydah olmaya başlayan yeni bir modamız çıktı. İktidarın politikalarını eleştirdiğin anda, tak ‘takıntılı’ damgasını yiyorsun; tarafsızlığını, aklını, başını, neyin var-neyin yok, hemen hepsini kaybediveriyorsun. AKP’nin, muhalefetin herhangi bir görüşüne katılması beklenmediği için olsa gerek – işin tersi – sorgulanmaya değer bile bulunmuyor. Muhalefet zaten memleketin tüm yanlışlarından suçlu, beceriksiz, geçimsiz, akılsız, ve statükocu olarak kabul görüyor. Daha beteri, en-en-en kötüsü, iktidar partisi, muhalefetin, memleket sevgisinin bile şaibeli olduğunu iddia ediyor. Yapmayın, Allah aşkına! AKP’yi her ahval ve şeraitde baş tacı edip, askeri de ısrarla, sürekli ve her fırsatta ‘tü kaka’ diye karalamak; veya muhalefeti, ‘bir iş başaramaz onlar’ diye yaftalamak da ayrıca ‘takıntılı’ bir durum değil mi? Hiç mi yok bunların doğruları? AKP misyonunu taşıyanların, geçmiş iktidarlara karşı sabit fikirleri niye görmezden geliniyor? Kime, ne psikolojik baskısı kurmaya kalkıyorsunuz? Yasaklayarak, korkutarak, susturarak inşa edilen yeni bir düzenden nasıl bir hayır çıkacağını sanıyorsunuz…

Read the story »

Erdoğan ve Lübnan krizi

Oca 18, 2011 | Erdoğan ve Lübnan krizi için yorumlar kapalı

Türkiye, Başbakan Erdoğan’ın liderliğinde, taraf olmadan arabulucu olabilir mi? İsrail-Suriye-Gazze ve İran deneyimlerine bakarak böyle bir şeyin imkansız olduğu söylenebilir. Dolayısı ile Başbakan’ın, Lübnan krizini çözerken de tarafsız kalmayacağı rahatlıkla öngörülebilir. Ama bu kez Erdoğan – ilk kez – Arap nüfusunun bir kısmını karşısına alma riskini göze almıştır. Ve hatta Arap sokağında ki büyü için bile bir dönüm noktası olabilir bu hafta…

Read the story »

Yunan seddinin ötesi var

Oca 5, 2011 | Yunan seddinin ötesi var için yorumlar kapalı

İran askerlerinin, 12 Aralık’ta, sınırda bir Türk vatandaşını öldürdüğü haberinden sonraydı. Van İnsan Hakları Derneği Başkanı Mehmet Ali Şen’le telefonda konuştum. “Acaba bu ölümler, Bulgaristan veya Yunanistan sınırında olsa idi, Türkiye aynı şekilde yaklaşacak mıydı? Bunu çok merak ediyorum,” diyordu Şen. “Yani Yunan sınırında Yunan askeri öldürse idi veya Bulgaristan sınırında Bulgar askeri Türk vatandaşlarını öldürse idi, aynı mı olurdu diye insanın içinden geçiyor tabii. Kalkıp nota vereceğimiz kesin de, ama söz konusu bu coğrafyanın insanı olunca, biraz farklı davranılıyor. Biz, artık bunu düşünüyoruz. Çünkü İran’ın yaptığı ihlallerin haddi hesabı yok.”

Read the story »

Ermeni tasarısı geçmedi ama…

Ara 28, 2010 | Ermeni tasarısı geçmedi ama… için yorumlar kapalı

“Harika bir Yaşam!” Bir Frank Capra klasiği. 1946 yapımı. Noel günü, televizyonda izledim. Başrolde James Stewart, George Bailey karakterini oynuyor. An geliyor, işler öylesine içinden çıkılmaz bir hale geliyor ki George, neredeyse doğduğuna pişman hissediyor kendini. Ben olmasaydım Poterville’de herşey daha iyi olurdu diye çıldırasıya bir serzenişte. Poterville de doğup, büyüdüğü kasabası. Koruyucu meleği koşuyor imdada. Ve George’a, onsuz yaşamın nasıl olacağını gösteriyor. Öylesi hele katlanılacak gibi değil…

Read the story »

Ermeni tasarısı için kritik hafta

Ara 20, 2010 | Ermeni tasarısı için kritik hafta için yorumlar kapalı

Geçenlerde, Donald Quataert’in Osmanlılar üzerine yazdığı bir kitabını okuyordum. Koca imparatorluğun, tüyleri didik didik yolunmuş bir tavuk gibi paramparça edildiğini yazıyordu. Ermenilerin yaşadığı trajediye de yer veriyordu. “Osmanlı askerlerinin ve sivil vatandaşlarının ellerinde, 1915-1916 yılları arasında 600 bini aşkın Ermeni öldürüldü.”

Read the story »

İran askerleri Türk öldürdü….

Ara 14, 2010 | İran askerleri Türk öldürdü…. için yorumlar kapalı

Allah Allah… Başbakan Erdoğan, Çaldıran’dan bu yana Türkiye’nin İran’la sınırında bir kişinin burnu kanamamıştır der hep. Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu da komşumuzla “sıfır sorun” perspektifini izlediğimizi anlatarak methiyeler düzer. Ama şimdi şu hale bakın: İran askerlerinin geçen gün sınırda bir Türk vatandaşını öldürdüğü haberi düştü ajanslara. Kimler ne yazmış, hayırdır-ne oluyor diye bir “google” taraması yapıyım dedim. Gözüme ilk takılan haberlerden biri 8 Mart 2009 tarihine ait oldu. HaberEditör sitesinde ajanslardan derleme yapılarak sunulan haberde aynen şöyle diyor:

Read the story »

Protestoların ardından

Ara 7, 2010 | Protestoların ardından için yorumlar kapalı

Türkiye’nin gündeminde öğrenci protestoları var. Sistemden dertli gençlerin, siyasilere meydan okurken “yumurta” atmaları eleştirilerin hedefi oldu. Kimi kınadı, kimi ayıpladı, kimi sahip çıktı… Her ne ise gençlerin bugün-yarın durulmaları zor gözüküyor. Gençlik ateşi, bacayı sarmış. Başbakan Recep Tayip Erdoğan ise Filistinli gençlerin attığı roketlere sahip çıkarken, yumurtalara fena kafayı takmış durumda.

Read the story »

Açılamayacak davaya Amin demek…

Ara 2, 2010 | Açılamayacak davaya Amin demek… için yorumlar kapalı

Başbakan Recep Tayip Erdoğan dün kızgındı. Amerika’nın çeyrek milyonu aşkın diplomatik yazışmasını kamu malı haline getiren Wikileaks’den öğrenilenlerin tartışma yaratmasına adeta dellenmişti. Muhalefete ve medyaya çattı. Kendisinin dürüstlüğünden şüphe edenlerin vatanperverliklerini sorguladı. Ve kızgınlığını frenleyemedi, Amerikalı “diplomatlar hakkında ulusal, uluslararası bütün yargı süreçlerinde bu süreci devam ettireceğiz,” dedi.

Read the story »

« Older Entries