tdaloglu@yahoo.com

YENI BASLIKLAR

Suudi Kralı Abdullah, Amerika’nın İran’ı bombalamasını istedi

Kas 29, 2010

Gazetecilerin hayalidir hep…hükümet yetkililerinin memleket meselelerini kapalı kapılar ardında konuşurken orada bulunabilmeleri; kimselerin ele geçiremediği “çok gizli” belgeleri gün ışığına çıkartabilmeleri. Wikileaks, 2006 yılında kurulduğundan bu yana Amerikan hükümetinin, 11 Eylül saldırılarından bu yana “mahrem” denilebilecek konuşma ve yazışmalarının çarpıcı bir miktarını deşifre ederek ün yaptı. Beyaz Saray’ın “sorumsuzluk” diye nitelendirdiği bu yaklaşımı Wikileaks, “yönetimde şeffaflık” olarak özetledi. Bu sitenin kurucusu ve editörü Julian Assange, Amerikan Dışişleri Bakanlığı’na ait, son sekiz yılı kapsayan 250bini aşkın belgeyi de dün ciddi ikazlara rağmen kamuoyu ile paylaştı. Daha önce yayınladıklarına kıyasla – bu kez – çok daha büyük fırtınaların kopacağını ileri sürmüştü Assange…

DEVAMI »

NATO, mali sıkıntıda ama sağlam…

Kas 22, 2010

Türkiye’nin, NATO’da füze kalkanı projesine tam destek vermesi beklenendi. Onca vakittir sanki buna karşı olacakmış gibi bir kamuoyu yaratması da. Çünkü AKP iktidarının doğası, dualite üzerine kurulu. Ankara’nın bir NATO zirvesinde aldığı doğru kararla da bu ikiliğin doğurduğu kaygıların sonlanmasını aslen beklememek lazım. Ki bu zirvede malum savunma sisteminin radar parçalarının nerede konuşlanacağına dair bir uzlaşı çıkmadı. Aksine bu konudaki resmi açıklamanın Mart ayında yapılacak toplantıya kadar ötelendiği duyuruldu.

DEVAMI »

Kongre seçimleri ardından

Kas 9, 2010

Amerika’da, geçen hafta, Kongre seçim sonuçlarında sürpriz yoktu. Cumhuriyetçilerin, Temsilciler Meclisi’nde çoğunluğu kazanacağına zaten kesin gözüyle bakılıyordu. Nitekim, öyle de oldu. Senato’da ise Demokratlar beş sandalye farkla çoğunluğu muhafaza ettiler. İşi aritmetiğe döküp, başarı oranını hesapladığınızda da Cumhuriyetçilerin, Senato’da, Temsilciler Meclisi’ne kıyasla daha iyi performans çıkardığını görüyorsunuz. Şöyle ki Senato’nun üçte ikisi için bu seçimde sandık başına gidilirken, Cumhuriyetçiler otuz altı sandalyenin 23’ünü kazandılar. Başarı oranı yüzde 64. Tamamı yenilenen Temsilciler Meclisi’nde ise bu başarı oranı yüzde 56 ile sınırlı kaldı.

DEVAMI »

Kelime haznemiz azaldıkça

Kas 1, 2010

George Orwell’in meşhur eseri, 1984, geçenlerde yine karşıma çıktı. Biliyorsunuz, bu kitap, totaliter ve/ya diktatör rejimleri eleştiriyi hedefliyordu. Kitabın ana karakteri, hükümet, “Büyük Abi” diye tanımlanmıştı. Bu “Büyük Abi”nin sistematik planlarından birisi insanların kullandığı kelime sayısını indirgemekti. Bunun da gerekçesi, insan ne kadar az kelime bilirse, o kadar sınırlı düşünebilir diyerek sunulmuştu. Dar düşünce kalıplarına hapsolmuş insanların da gerçek anlamda “güç” merkezi olabilmelerinin imkansızlığı işleniyordu.

DEVAMI »

Washington da resmen yalanladı

Eki 30, 2010

Amerika Birleşik Devletleri, Türkiye’nin, Mavi Marmara’nın Gazze’ye değil de Mısır’a gittiğine dair gündeme getirdiği iddiasını adeta “Bu da nereden çıktı!” diyerek yalanladı.

DEVAMI »

Tan da gemi Mısır’a gidiyordu, deyince…

Eki 29, 2010

Türkiye, Filistinlilere yardım götürmek iddiasıyla Gazze açıklarına gelen Mavi Marmara gemisinin rotasının aslen Mısır’ın el-Ariş limanı olduğunu iddia etmekte. Milliyet gazetesinde hafta başı yayınlanan bir makalede gündeme getirilen bu iddiaya göre “sadece Ankara değil, ABD, İsrail ve Mısır” da dahil tüm taraflar bu geminin varış noktasının Gazze olmadığını biliyorlardı, dendi. “5 ay sonra Milliyet tarafından ortaya çıkarılan bu gerçek, İsrail komandolarının yaptığı ve 9 Türk’ün ölümüne neden olan kanlı baskının, geminin Mısır’a gideceği bilindiği halde gerçekleştiği anlamını taşıyor,” ifadesi kullanıldı. Bu köşede, aynı gün yazdığım analiz haberde, iddianın tutarsızlıklarına dikkat çekmiştim. Ancak, Türkiye’nin Washington Büyükelçisi Namık Tan da “O geminin gerçekten de öyle bir müdahale olmasa idi, Mısır’a yönlenme ihtimali çok büyüktü” diyince, meseleyi tekrardan ele alma zorunluluğu ortaya çıktı.

DEVAMI »

Yeni iddialar, yeni tutarsızlıklar

Eki 25, 2010

Türkiye’nin Washington Büyükelçisi Namık Tan, yakın bir geçmişte, Mavi Marmara meselesi ile ilgili konuşurken “Biz bu işin içinden çıkmaya çalışıyoruz,” demişti. Diplomasi kulvarının son sürat işlediğine dair de ipuçları vermişti, ama detaylara girdiğini söylemek doğru olmaz. Ancak Tan’ın, o gün yaptığı ümitvari açıklamalarından sonra BM İnsan Hakları Komisyonu’nun bu meseleye dair yayınladığı rapor oylamaya sunuldu. Amerika Birleşik Devletleri, bu raporun resmen kabulüne karşı çıktı. Avrupa Birliği de çekimser kalmayı tercih etti.

DEVAMI »

Füze kalkanı, bulmaca oldu

Eki 19, 2010

“Karasal füze savunma (sistemi), NATO’ya benzersiz bir savunma kabiliyeti ve 5inci Maddenin inanılırlığının gelecekte de sürdürülebilmesi için bir fırsat ve ittifak (üyelerinin) güvenliğinin bölünmezliği ilkesinin devamını sunmaktadır.” – Robert Gates, Amerikan Savunma Bakanı

DEVAMI »

Davutoğlu’nun ettikleri

Eki 19, 2010

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun ağzından, kaç defa, Türk-Amerikan ilişkilerinin tarihinin en iyi dönemini yaşadığını ve bu ilişkilerde olmayan problemleri gazetecilerin var gibi göstermeye çalıştıklarını işittiğimizin sayısını, karıştırdım. Türk medyası, İran ile ilişkilerde anlaşılan hiç itiraz etmiyor ki Davutoğlu, kimseye sitem etme ihtiyacı duymadan, sadece ve sadece, Tahran’la ikili ilişkilerin, yine tarihi perspektifte bakıldığında, altın çağını yaşadığını övünçle anlatıyor. Ve Davutoğlu, fırsat buldukça, Türkiye’nin, birbirleri ile küs ve sürekli ateşli bir kapışma eşiğinde gezinen bu iki ülkenin – Amerika ve İran’ın – arasında kalmadığını savunuyor. Amerikalıların, Henry Kissenger diyerek yücelttikleri; Türk elitinin, akademik geçmişine, tek kelimeyle – aşık – olduğu Davutoğlu, gönlü çekmese de bu ara bu ikilinin arasında “sıkışmış” durumda. Hem de fena. Çok fena.

DEVAMI »

Türkiye’nin, Ortadoğu politikaları açmazda

Eki 11, 2010

Çaresi yok, bugün, dertleşeceğiz. Habere ve analize gelinceye kadar bayağı bir satır okuyacaksınız. Sağolsun, Rafael ağabey ile ne zaman konuşsam, “yerimiz var, sen yaz, yayınlarız,” diyor. Ben de bu sefer kafamda hiç kelime sınırı falan düşünmeden, söz nerde biterse, noktayı o zaman koyarım diye başlıyorum bu yazıya. Ve üzgünüm, öyle çok keyif alacağınız falan da bir yazı olmayacak. Ortam sıkıntılı, bizler bir ayrı sıkıntılı. Hepten sakıncalı bir dönemden geçiyoruz. Veya bir başkalarına göre de halimiz “fıstık” gibi…

DEVAMI »

« ESKI YAZILAR   YENI YAZILAR »