tdaloglu@yahoo.com

Hatalı taktik…

http://haberturk.com/yazarlar/510779-hatali-taktik

SEÇİM kampanyasını sürdürdüğü günlerde Barack Obama, “Amerika, Ermeni Soykırımı hakkında gerçeği konuşacak bir lideri hak ediyor. Ben, o Başkan olmaya niyetliyim” demişti. Beyaz Saray’ın 1915 olaylarına ilişkin yayınladığı geleneksel mesajında ise Obama, Amerikan Başkanı olarak bu kez de soykırım demedi. Ama yazılı açıklamasında, “tarihin bu bölümüne dair görüşüm değişmedi” demekten de geri kalmadı.

Aynen Obama gibi Amerikan Başkan Yardımcısı Joe Biden ve Dışişleri Bakanı Hillary Clinton da senatör oldukları yıllarda  tüm güçleri ile 1915 olaylarını soykırım olarak kabul ettirmeye çabalamışlardı. Bu emellerini gerçekleştirebilecek konuma geldiklerinde neden sözlerinin arkasında duramadıklarının gerekçesini aslında tam olarak bilemiyoruz.

Ama Türkiye’nin, Irak ve Afganistan’da askerleri bulunan Amerika çin stratejik konumda bulunan  coğrafyasının bu kararlarında önemli bir rol oynadığını varsaymak sanırım yanlış lmayacaktır. Dahası, Amerikan  Başkanı’nın İran meselesinde atacağı dımlarda Türkiye’yi kendi tarafında  örme arzusu aşikârdır. Türkiye’nin kendi coğrafyasının kazandırdığı bu istisnai  konumunu doğru kullandığı ise tartışılmalıdır.

Şöyle ki, bir tarafta, Amerika’nın, memleketin coğrafyasına (ve Müslüman imliğine de demek lazım) duyduğu ihtiyacının kıymetinin arttığını savunurken;  te tarafta, bu takvim diliminde, Beyaz Saray ve Kongre’nin, “soykırım” diyebileceğini düşünebilmek dahi tutarsız geliyor. Bir anda bu coğrafyaya duyulan özgüven, yerini korkuya teslim ediyor. Tabii bu korkunun da dayandığı temeller yok değil. Türkiye, Ermeni meselesinde, Amerika’nın kamuoyunu ve akademi dünyasını çoktan kaybetmiş durumda.

Ermenistan’la ilişkilerin normalleşmesine elbette karşı değilim ama zamanlamaya baktığınızda, Türkiye’ nin avantajlı göründüğü bir dönemde Erivan’la  açılım projesine “start” vermesi atalı bir adım gibi duruyor. Veya değil çünkü bu görüşmelerin içeriği gizli tutuluyor  ve bilebildiklerimizle iki hususu algılayabilmesi zor gözüküyor:

1) Başbakan Erdoğan‘ın dediği gibi Ermenistan’la sınırları açmak için DağlıkKarabağ meselesinde ilerleme  kaydedilmesi şartsa, bu konuda adım tmayız diye direnen Erivan’ın bu protokollere niye imza attığı;

2) Ermenistan’la sınırların kapanmasında soykırım iddialarınınhiçbir rolü yokken, protokollerde “tarihi  komisyonların” bir araya gelerek, bu konuyu görüşmelerine karar verilmesinin nasıl bir sonuç çıkaracağı.

Tabii şu da var: bu süreç başlayalı Türkiye ve Azerbaycan’ın arası açıldı.  Güven bunalımı çıktı ortaya. Başbakan’ın, Bakü’ye ziyareti sonrasında Azeriler kısmen “şükür, satılmadık” diyebildiler. ABD, Türkiye’nin, Azerileri kontrol altında tutamamasına tepki gösterdi. Washington-Bakü ilişkileri de darbe aldı. Ama Türkiye için bu mesele böylesine önemliyse öncelikle Dağlık Karabağ açılımı ile başlanılması daha isabetli olurdu. ABD’nin radikal İslam’a karşı savaş açtığı bir dönemde, çoğunluğu Müslüman olan Azerilerin, işgal altındaki topraklarını kurtarmak için şiddete hiç başvurmadıkları üzerinden bastırılabilirdi mesela. Olmadı.

Neticede Türkiye, Ermenistan veAzerbaycan ilişkileri bu süreç başlayalı  ötüledi gibi duruyor. Sürecin çökmesi  halinde Azeriler, Ermenilerin işgali altındaki topraklarını kurtarma şanslarını büyük ölçüde yitirecekleri kaygısını taşıyorlar. Türkiye’nin de, bu süreçle soykırım eselesini ilişkilendirdiği için riski artmış  gözüküyor. Şu anda durum budur…

Categories: HaberTürk