Suriye’nin Washington Büyükelçisi Imad Mustafa: Türkiye, bölgesinde aktif rol oynayan bir ülke haline gelmiştir ama bölgesel güç değildir
Imad Mustafa, Suriye’nin Washington Büyükelçisi. Kendisini, Washington – Şam ilişkilerini; Ortadoğu barış sürecinde gelinen son durumu ve Türkiye’nin rolünü konuşmak için Amerikan başkentinde ki büyükelçiliklerinde ziyaret ettim. Büyükelçi Mustafa ile sohbetimizden öne çıkan satır başları şöyle:
Amerika’yla ilişkiler
“Türkiye, Bush yönetimini kızdırmayı göze alarak bizle-İsrail arasında barış görüşmelerine ön ayak oldu. Beyaz Saray, başta çok karşıydı bu görüşmelere. Sonra kendilerinin izole olduğunu anladılar. Duruşlarını değiştirdiler. Dışişleri bakanlığı müsteşarlarından David Welch, eylül 2008’de Şam’a gitti. Bush yönetimi, başta ki sert yaklaşımını sona doğru değiştirmişti. Obama yönetimi başa gelince durum daha da değişti. Yeni başkanın göreve gelmesinin neredeyse hemen akabinde bizi dışişlerine çağırdılar. Gittim. Bana söyledikleri şuydu: geçmiş yönetimde olduğu gibi sizi kamuoyunun önünde kötüleyecek açıklamalar yapmayacağız. Geride kalan bir sene içinde de bu söylediklerine riayet ettiler. Şam’a bir dizi ziyaret gerçekleştiği gibi, Suriye dışişleri bakan yardımcısı (Fayssal al-Mekdad da) buraya geldi. Amerikalılar, burada, daha fazla ziyaretçi görmek istediklerini söylüyorlar. Obama’nın, Şam’a kimi büyükelçi olarak atayacağını da biliyoruz ama bizden özellikle rica ettiler ki açıklama onlardan resmen gelinceye kadar kimseye bu ismi vermeyelim. Amerika’yla ilişkilerimizde bugün olması gerektiği gibi saygıya, anlayışa dayalı olgun bir ilişki uslubumuz var. O nedenle, Washington’la temas kurmak istediğimizde – geçmiş dönemde olduğu gibi – Türkiye’nin rolüne ihtiyacımız yok; biz doğrudan görüşüyoruz.
Ortadoğu süreci
Obama’yı geçen hafta “Birliğin Durumu” konuşmasını yaparken Kongre’de dinledim. İç politikaya odaklı bir konuşmaydı. Ama konuşma bittiğinde tüm Arap büyükelçileri birbirimize baktık ve Ortadoğu ile ilgili tek kelime etmediğine karşı şaşırdığımızı ifade ettik birbirimize. Ben, başkanın, muhaliflerinin de desteğine ihtiyacı olduğu için konuşmasında bu konuya girmediğini düşünüyorum. Dese kazanacağı birşey yok. Neden demediği ise hepimizi düşündürüyor. Gerçi TIME dergisine verdiği son mülakatında Ortadoğu meselesinde hafife aldığını, ve hızla bazı adımları atabileceğini sandığını itiraf etti. Bize göre birşey yok. Obama’nın atadığı Ortadoğu özel temsilcisi bizden memnun. Diyemedikleri, en can müttefikleri İsrail’i, taşları kıpırdatmak için hiç birşeye ikna edememiş olmaları. Bizle İsrail arasında ki görüşmelerin şu an için başlaması pek olası gözükmüyor ama olursa, bizim dediğimiz çok açık. Bunu Suriye başkanı Başer Esad, iki ay önce Fransa’yı ziyaretinde de dedi. Avrupalıların ilgisinden memnunuz ama Türklere, güveniyoruz. Onlarala, rahat hissediyoruz kendimizi ve paralel yeni bir süreç başlatmak istemiyoruz. İsrail’le görüşmelerimizde önemli aşamalar kaydettik. Türkiye’nin bu birikimleri üzerine bundan sonraki süreç inşa edilmelidir; herşeye baştan başlayamayız.
Türkiye, bölgesel güç değil
Türkiye, çok komşusu olan bir ülke. Burada Yunanistan, Ermenistan, Azerbaycan ve Kıbrıs büyükelçileriyle görüştüğüm zaman hepimiz şu konuda birleşiyoruz. Türkiye, daha önce hiç olmadığı kadar bölgesinde daha aktif bir oyuncu oluyor. Bundan herkes memnun. Suriye’de, Türk dizileri çok popüler. İki ülke arasında ticaret – Türkiye’nin lehine – hayli arttı. Türkiye, Avrupa pazarları dışında doğusunda da geniş ticaret yapma imkanlarının olduğunu gördü. Ama olayın siyasi ve jeostratejik yönüne baktığımız zaman şunu da belirtmek isterim. Türkiye, bölgesinde aktif rol oynayan bir ülke oluyor, ama bu Türkiye’nin bölgesel güç olduğu anlamına gelmemeli. Bunlar farklı iki ayrı kavram. Bizle ilişkilerine baktığımız zaman bize karşı dominan, üstünlük taslayan bir tavırları yok. Aksine eşitlikçi, işbirliğine dayalı bir ilişkimiz var. Ve bunun da tüm bölgeye örnek olmasını arzu ederim.
Amerika, Irak’tan çekilince
Bakın, Amerika için en kötüsü Irak’tan çekilmektir. Ama biz bölge ülkelerinin çekilecek, gidecek başka bir yeri yok. O yüzden Amerika çekilince, bölge ülkelerinin burada etkinliklerini arttırmaları doğal olanıdır. Biz, Amerika veya batı sömürgecilerindense, Türkiye’nin etkinliğini arttırmasını elbette tercih ederiz. Ama bu “rekabet” için olmamalı. İran da bölgede önemli bir ülke. Onların da binlerce yıldır Irak’la sınırları var, din birlikleri var. Ama Iraklı Araplar, köklü devlet geleneğine sahip medeni insanlardır. Bizim için önemli olan konu Irak’ın toprak bütünlüğünün korunmasıdır. Türkiye ile bu konuda aynı fikirdeyiz. Kerkük gibi meselelerde ise Iraklıların egemenliğine müdahale edilmeden karar vermelerine izin verilmelidir. Türkiye’nin, Kerkük’le ilgili yaptığı açıklamaları “abi nasihatı” olarak dinlemek lazım. Bu yönde giderseniz, ülkeyi parçalarsınız, diyorlar.
Kürt meselesi
Suriye’nin laik anayasası vardır. O yüzden bizde Kürt olmuş, başka dinden-etnisiteden olmuş fark etmez. Suriye’de Kürt sorunu diye birşey yoktur. Ya da şöyle demek lazım. Suriye vatandaşı olan Kürtlerin böyle bir sorunu yoktur. Ama Kuzey sınırımızda milyonlarca Kürt, Suriye vatandaşı değil. Bizim Kürtlerimizin hepsi çift lisan bilir: Kürtçe ve Arapça. Bunlar bilmiyorlar. Tabii bu azınlıkların büyük güçler tarafından sömürüldüğü ve başka işlere alet edildiklerini de bildiğimiz için bu konuda hassas davranıyoruz. Bu Kürtlerin siyaseten neyin arkasında olduğunu, iplerini kimin kontrol ettiğini sürekli takip ediyoruz. Ama Türkiye’de ki “demokratik açılım” sürecinin bizle hiç bağlantısı yok. Suriye ile Türkiye’nin yaptığı gibi PKK’ya karşı Kuzey Irak’lı liderlerle de bir anlaşmaya varıp-varmayacaklarını bilemem. Bu, bizim meselemiz değil. Bizim Kürtlerimiz, başbakandan tutun da memleketin tüm üst mevkilerinde yer alabilmişlerdir ve topluma tam entegrasyon içindedirler.
Categories: Washington Notları