tdaloglu@yahoo.com

Demokrasi hayal olursa…

http://haberturk.com/HTYazi.aspx?ID=7595

SİYASETÇİLERİN, kamuoyunun gündemini istediklerinde değiştirebilmeleri bir hünerdir. Demokratik düzene sahip toplumlarda da gazetecilerin işlevlerinden biri bu gündemin neden, niçin, kimin çıkarına böylesine hızla değiştiğini mercek altına alabilmektir. Toplumun çıkarını gözetebilmek adına… Zira siyasetçiler yalnızca kendi söylediklerinin gerçek olarak kabul edilmesini isteseler de, demokrasi felsefesinin özünde gerçeğin göreceli bir kavram olduğu yatar. O yüzden demokrasilerin sürdürülebilmesinde özgür medyanın yeri hayati önemdedir.


Amerikan Başkanı Barack Obama’nın, geçen hafta, Massachussetts eyaletinde yapılan özel seçimlerde partisinin adayının tarihi bir yenilgiye uğradığı günün hemen ertesinde bankalara yeni düzenlemeler getirmeye hazırlandığını açıklaması, aslında bir siyasetçinin gündem değiştirme çabasıydı. Cumhuriyetçi Parti’nin bu eyalette neredeyse yarım asır sonra ilk kez seçimleri kazanması büyük olaydı. Beyaz Saray için de kötü haberdi.


New York Times, bu yenilginin ne Obama’ya ne de sağlık reform paketine kesilemeyeceğini savundu. Washington Post ise seçim sonrası yaptırdığı kamuoyu yoklamasıyla Demokratların başının sağlık reform tasarısı yüzünden ciddi şekilde dertte olduğunu gözler önüne serdi.


Obama’nın bankalarla ilgili açıklaması adeta “damdan düştü” gibi karşılanırken Washington’da bu konu bir süredir tartışılıyordu. Ancak Amerikan Başkanı’nın söyleminin ciddi bir ağırlığı olabilmesi için Kongre’nin bunun arkasında olması gerekirdi. Unutun! Obama’nın açıklamasında detayların eksik olmasının nedeni de buydu zaten.


Sorun, Obama’nın, bankaların riskli işlem yapmalarına sınırlandırıcı tedbirler getirmeyi arzu etmesi değil. Sorun, Beyaz Saray’ın, popülist akıma kapılıp -bir gün önceyi unutturabilme adına- işi pişirmeden, zamansızca ortaya çıkması. Kongre kasımda seçimlere hazırlanırken, Demokratlar Massachussetts yenilgisinden korktular. Obama’nın bankalara esip gürlemesi bu aralar çok konuşulacaktır ama bu işin -şu an için- bir yere gittiği yok.


Türkiye’den de geçen hafta benzeri bir örnek vardı: Ermenistan’la -büyük ümitlerle- başlatılan normalleşme sürecinin cuma günü neredeyse rafa kalktığını çağrıştıran açıklamalar geldi. Mevkidaşı Hillary Clinton’la görüşen Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Ermenistan Anayasa Mahkemesinin -sanırım- bu protokollerin yasalara uygunluğunu değerlendirmesinin, işin ruhunu “özde zedelediğini” anlattı. Yoksa, mahkeme kararı son derece teknik bir metin olarak duruyor.


Dahası Amerikan Dışişleri Bakanlığı müsteşarlarından Philip Gordon da sorularıma yazılı olarak cevap verirken, “Mahkemenin kararı protokollerin müzakere edildiği ve imzalandığı gibi parlamentolarda onaylanmak üzere sürecin sürmesine izin vermektedir ve bu karar hiçbir şekilde (protokollere) bir sınır veya nitelendirme getirmemektedir” diyordu.


Ankara – Washington hattında yaşananların özetinde tabii şöyle bir sonuca da varabilirsiniz: Eğer Obama gününü kurtarmak için bankalara yeni düzenlemeler getirmek istediğinden bahsedip, piyasaları çalkalayabiliyor ve açtığı zarara rağmen işler bir şekilde de gitmeye devam ediyorsa, biz Ermenistan’la normalleşme sürecinde bir deneyim geçirmişiz, çok mu?!


Evet, bu işlerin faturası gerçekten yüksek. O yüzden de özgür medyanın rolü böyle zamanlarda toplumun çıkarlarını muhafaza edebilme adına kritik önemdedir. Siyasi otoriteler doğru bildiklerini dayatırlarsa düşünemez oluruz. O gün de demokrasi, hayal olur…


Categories: HaberTürk