Washington’dan görünen Ergenekon
http://haberturk.com/HTYazi.aspx?ID=7773
BAŞBAKAN Tayyip Erdoğan, darbe planları kervanına geçen hafta bir de “Balyoz” eklenince, “kim bilir bundan sonra neler ortaya çıkacak?” diye konuştu. Olan – olmayan her darbenin arkasında Washington’un parmağının olduğuna inanıldığı için de Amerikan başkentinde bir durum yoklaması yaptım. Öncelikle, Obama yönetiminde Türkiye ile ilgili konuşabilecek hiçbir yetkili bu konuya girmiyor. Bu, Türkiye’nin iç meselesi diyorlar. Kestiriyorlar. Bitiriyorlar.
O yüzden, Türkiye ile ilişkilerde önemli rolleri olmuş ve henüz yeni emekliye ayrılmış Amerikalı yetkilileri bir bir aramaya başlıyorum. Şanslıyım. Konuşuyoruz. Bush yönetiminde üst düzey görevde bulunmuş bir yetkiliyle daha lafa başlarken, “Taraf ne yapmaya çalışıyor? Ne var bunun arkasında, biliyor musun?” diye bana soruyor. Ben de “Amerika’nın olduğu söyleniyor. İstihbaratı siz veriyormuşsunuz” diyorum. Bodoslama dalıyoruz koyu bir sohbete.
Bir dönem üst düzey görevde bulunan bu yetkili, askere karşı açılan iç savaşı anlamakta güçlük çektiğini anlatıyor; Taraf’ın, taraflı yayıncılığının gayesini çözemediğini vurguluyor; hedeflerini sorguluyor. Dostane bir sohbet içinde ben de -Taraf’tan şikâyetçiyse, bizi okumasını- salık veriyorum. Gülüyoruz. Zira Amerika’da, halk, kafasına yatmayan yayınları almayarak bir şekilde sonlandırırken, bu yetkili, Türklerin bu gazetede yer alan her iddiaya dünden inanmaya neden böylesine meyilli olduğunu sorguluyor.
Şunu da ekliyor: “Türkiye’de darbe yaşandığı zamanları bilemiyor olabilirsin, ama bu öyle alt kadrolarda birilerinin aklına böylesi fikirlerin gelmesiyle olmaz. Darbe için üst kadroların mutlaka ikna edilebilmesi şarttır. Bu -bahsi geçen dönemde- biz bir darbe olabileceğine inandırılmak istendik, ama bunu doğrulayacak hiçbir kanıta rastlamadık. Genelkurmay Başkanlığı’nın, bir şey vardı ise de buna mani olmada başarılı olduğunu söyleyebiliriz.”
Bir diğer eski üst düzey yetkili ise “Her şeyin arkasında bizim olduğumuz kanaati saçma sapan bir durum. Çoğu Türk’ün buna inandığını biliyorum ama Ergenekon’un arkasında biz yokuz. Türkiye’deki gelişmelere Türkler karar verirler. Bizim, Türklerin, yapmak istemedikleri bir şeyi yapmaları için bir iş çevirdiğimiz yok” diyor.
Anlıyorum ki Gareth Jenkins, Ergenekon iddianamelerini başından sonuna okuyan tek gazeteci olmayı sürdürse de -Amerikan hükümetinde- bu işi bütün detaylarıyla incelemeye almış bir veya birkaç kişi var.
Konuştuğum yetkili, ateş olmayan yerden duman çıkmaz diyor ama tutuklu bulunanların bir kısmını şahsen tanıdığına da dikkat çekerek, bu şahısların iddia edilen bir eyleme karışmış olabileceklerine inanmakta güçlük çektiğini vurguluyor. Ve bu yetkili, en can alıcı açıklamayı da burada yapıyor: “Türkiye’de, mahkeme önünde sürmekte olan bir davayla ilgili konuşmak istemem. Ama Amerika’daki usulden önemli farklılıklar gösterdiğini söyleyebilirim. Bir yılı aşkın süredir içeride olan insanlar, daha neyle suçlandıklarını bilmiyorlar; bir ara sabahın erken saatlerinde evlere baskın yapılıyordu, insanların bileklerine neden olduğunu bilmeden kelepçe takıyorlardı. Böyle şeyler seçilmişlerin demokrasisiyle, hukukun üstünlüğü ilkesiyle, adalet kavramı ile çelişince olmaz” diyor.
Özetle, Washington’dan baktığınızda, Ergenekon davasının yürütülüş tarzının -şu haliyle- Türkiye’de demokrasiyi güçlendirdiği savına pek destek yok.
Categories: HaberTürk