tdaloglu@yahoo.com

Aşk yok, mecburiyetten…

http://haberturk.com/HTYazi.aspx?ID=5743

Şüphesiz Başbakan Tayip Erdoğan’ın, Amerikan Başkanı Barack Obama ile 7 Aralık’ta Beyaz Saray’da yapacakları görüşme başarılı geçecektir. İki lider kameralara gülümser ifadelerle poz verecek, el sıkışacak, hoş iki kelam edecek, karşılıklı birbirleri ile ilişkilere ne kadar önem verdiklerini anlatacaklardır. Çünkü bu iş bugüne kadar hep böyle oldu.

On yıldır, Türk yetkililerinin Washington’a yaptıkları ziyaretleri izliyorum. Daha bir ziyaretin kötü geçtiği vaki değildir. Erdoğan’ın, dönemin Amerikan Başkanı George W. Bush’la 28 Ocak 2004’te, TBMM’nin, Amerikan askerlerinin Türk topraklarından geçerek Irak’a girmesine rest çeken kararından sonra yaptıkları ilk yüz – yüze görüşmeyi hatırlıyorum. Türk medyası bu görüşmeyi ilişkilerde “yeni beyaz sayfa” açıldı tarzında değerlendirmelerle yansıtmıştı. Sanırdınız ki ikili ilişkilerde bütün pürüzler aşıldı, durum süper!

Gerçeğin öyle olmadığını ise AKP’nin seçildiği günden itibaren Erdoğan’ın dış politika danışmanlığını yapan Ahmet Davutoğlu, dışişleri bakanı olarak atanmasından bir ay sonra – Haziran 2009’da – Washington’a geldiğinde itiraf etti. Davutoğlu, Bush döneminde ilişkilerin pek iyi olmadığını söyledi. Obama yönetimi ile ilişkilerin ise “mükemmel” olduğunu vurgulayan Davutoğlu iki ülke “çıkarlarının” tarihte daha önce hiç görülmediği kadar örtüştüğünü de açıklamalarında dile getirdi.

Bence aradan bir süre geçtikten sonra Türk yetkililerin ağzından ortada Davutoğlu’nun dediği kadar “mükemmel” bir durum olmadığını da dinleyeceğiz. Zaten Amerikalı yetkililer, Erdoğan’ın, İsrail, İran ve Sudan meselelerine ilişkin yaptığı son açıklamalarından “rahatsızlık” duyduklarını çekinmeden söylüyorlar. Elbette böyle mükemmel ilişki olmaz!

Ama şu aşamada, Beyaz Saray’ın, Erdoğan’ın bu açıklamalarından yola çıkarak “kriz” yaratmasını gerektirecek bir neden de görmüyorum. Obama, Afganistan’a ek asker gönderme kararından, Ortadoğu barış sürecinde atacağı somut adımlara ve İran’ın nükleer silah üretmemesi için ne kadar ileriye gidebileceğine daha henüz karar vermedi. Ancak Amerikan Başkanı kararlarını verdikçe eğer Ankara beklenilen işbirliğini sağlamaz ise durum farklılaşabilir, ortam gerilebilir ama ipler asla kopmaz.

Bugün ise Türkiye kendisine zarar vermekle meşgul. Erdoğan, İsrail’i haşladıkça Amerika’da – Yahudi lobisi ile sınırlı olmayan – İsrail taraftarı nüfusu; Sudan’da soykırım olmamıştır dedikçe insan haklarına duyarlı lobi ve kitleyi; ve İran’ın nükleer silah programı dedikodudan ibarettir dedikçe de silahsızlanma taraftarı etkin bir çevreyi Türkiye’ye mesafelendiriyor.

Dahası, Washington kulislerinde, bir zamanlar Turgut Özal ile karşılaştırılan Erdoğan’ın, Necmettin Erbakan’ın kısa başbakanlığı dönemi ile kıyaslandığını da işitir oldum. Erbakan’ın başbakanlık yaptığı sırada İsrail’le askeri bir tatbikatı iptal ettiği ve İran’la 23 milyar dolar değerinde bir gaz boru hattı anlaşması imzalayarak batıya rest çektiği hatırlatılıyor.

AKP’nin, Türk halkının neredeyse yarısının oyuyla son seçimleri kazandığına da dikkat çekilerek, “Erdoğan’ın yanlışlarını konuşmayı bırakın ve muhalefete yüklenin. Bu işin asıl sorumlusu onlar,” diyorlar. Yani Obama, Erdoğan’la işi icabı iyi geçinmek zorunda olduğu kanaatinde.

Son olarak, memleketin doğu-batı arasındaki git-gelleri inanın özde bizim meselemiz. Gitsek de kalsak da Washington işine bakar…

Categories: HaberTürk