tdaloglu@yahoo.com

Soru?

http://haberturk.com/yazarlar/502486-soru

TÜRKİYE’nin, Amerika ile ilişkilerinde kriz var. AKP iktidarı bu krizin yönetiminin kontrolünü kaybetmediyse dahi, bu yaşanan süreci kontrol edebildiğini söylemek söz konusu değil. Zira Amerikan Kongre’sinden geçme ihtimali bu yıl için söz konusu dahi olmayan bir tasarının Temsilciler Meclisi dış ilişkiler komitesinde onaylanmasına karşın verilen ölçüsüz bir tepkiyle karşı karşıyayız.
Türk hükümeti, halkın, 1915 olaylarının yabancı parlamentolarda “soykırım” olarak nitelendirilmesine büyük tepki duymasından yola çıkarak, bu tasarılarla mücadelede attığı her adımında doğru kabul edilmesini adeta şart koşmakta. Aynen Başbakan Erdoğan’ın, kendisini 100 bin kaçak Ermeni işçiyi sınır dışı etmekle tehdit etmesini eleştiren Cengiz Çandar’a “sen kimin avukatasın ya“ diye çıkışması gibi. Çandar, cevabi yazısında “bu hiddetli yaklaşım, nice dış ve iç gulyabaniye karşı sizi desteklerken geçerli miydi? O durumlarda “yanlışın avukatı” mıydık?” diye soruyor.
Washington’da da Çandar gibi AKP iktidarını destekleyen bildik isimler böylesi bir sorgulama ve hatta saf değiştirme havasındalar. Bu isimlerden biri geçen hafta katıldığım kapalı bir toplantıda “Türkiye’nin, bugün, Erdoğan hükümetinin başa geldiği 2002 yılından bu yana, iç veya dış politikada daha iyi bir konumda olduğunu söyleyemem” dedi. Aynı kişi, daha birkaç ay önce yapılan bir başka kapalı toplantıda ise muhalefetin AKP’ye başörtüsü meselesi yüzünden adeta zulüm ettiğinden ve her iktidar partisinin hakkı olduğu şekilde ülkeyi yönetmesine izin vermediğinden şikâyet ediyordu. Hatta, bu Türkiye uzmanı, demokratik açılım sürecinin de muhalefet yüzünden başarısızlığa uğradığını ve medyanın da baskı altında olmaksızın özgür olduğunu savunuyordu.
Her ne olduysa, Amerikan başkentindeki bu etkin AKP sözcüleri, şimdilerde AKP’nin sekiz yılı bulan iktidarı boyunca vaat ettiği sözleri yerine getiremeyen bir hükümet olduğu temasını işliyorlar. Belki yılların biriktirdiği çıkar bağlarını silip atmamak için bu isimler henüz Çandar kadar özgürce  laflarını söyleyemiyorlar. Belki de Washington kulislerinde kapalı kapılar ardında yapılan toplantılarda gizemli kalarak Obama yönetiminin politikalarına şekil verdiklerinin mesajını da iletmek istiyorlar. Haklılık payları da var.
Amerikan politikalarını üreten kişiler de neticede insan. Arkadaşlık ettikleri, sosyalleştikleri, birlikte çalıştıkları insanların fikirlerinden tabiatıyla etkileniyorlar. Özetle, AKP’nin, Washington’la, ballı-börekli olduğu suni dönemin – son demlerini yaşıyoruz.
Amerikan çıkarları adına Türkiye’nin Ermenistan’la ilişkilerini normalleştirmemesi dünyanın sonu olmaz; bu durumu çok abartmamak gerekli. Kongre ve Dışişleri Bakanlığı yetkilileri, malum tasarının daha öteye gitme şansının olmadığını ısrarla tekrarlıyorlar. Yani yaşananların Türkiye’ye cezası olmayacak. Ama Kongre’dekiler niye bu işe “soykırım” diyor diye tepkiliyseniz, AKP iktidarı döneminde Türkiye’nin lobiciliğini yapan eski vekillerden Dick Gephard’ın, Kongre’deyken bu tasarıların en ateşli savunucularından biri olduğunu belki hatırlatmakta fayda olabilir.
Türkiye neye meydan okuyor, anlaması zor. ABD Dışişleri Bakanlığı müsteşarlarından Philip Gordon’un bir tespiti ise kafama takılmış durumda. Gordon, “Türkiye batıdan uzaklaşıyor mu? diye bir soru var. Biz konuya böyle bakmıyoruz. Ama ortada böyle bir şüphe varsa, bunu gidermek de hükümetin görevidir,” diyor. Sahi, AKP, bu tasarıyı böyle bir emel için kullanıyor olabilir mi?

Categories: HaberTürk