tdaloglu@yahoo.com

Kim Kimi Kime Şikayet Ediyor?!

http://haberturk.com/HTYazi.aspx?ID=6686

Başbakan Tayip Erdoğan’ın, Amerikan Başkanı Barack Obama ile Amerikan başkentinde 7 Aralık’ta yaptığı görüşmenin ardından düzenlediği basın toplantısında yaptığı bir değerlendirmeye dikkatinizi çekmek istiyorum. Türkiye’de basın özgürlüğünü ilgilendiren bir hususun ikili görüşmede gündeme gelip-gelmediğinin sorulması üzerine Başbakan, “Niye gündeme gelecek ki? ABD’nin varsa içinde bir basın özgürlüğü sorunu, bu ABD’nin sorunudur. Türkiye’nin içinde varsa, Türkiye’nin sorunudur. Ama Türkiye’nin zaten böyle bir basın özgürlüğü sorunu yok. Yoksa Türkiye’den buraya gelip de Türkiye’yi ABD’ye şikayet edenler mi var?” demişti.


Başbakan Erdoğan’ın, Amerika ziyaretine günler kala Kongre’de Tom Lantos İnsan Hakları Komisyonu’nda, Türkiye’de basın özgürlüğünün de ele alındığı bir toplantı düzenlenmişti. Gazeteci Sedat Ergin’in de katıldığı bu toplantıda Doğan Medya Grubu’na kesilen astronomik vergi cezasının – ilgili dava sonuçlanıncaya kadar – bu kuruluşa bağlı olarak çalışan her gazeteci üzerinde kaçınılmaz bir baskı yaratacağı kayda geçirilmişti. Başbakan’ın, “şikayet” olarak nitelendirdiği bu mudur diye düşünüyorum.

Daha önemlisi, Başbakan Erdoğan’ın, Türk vatandaşlarının, Amerikalı yetkililerle, memleketlerinde memnun kalmadıkları kimi gelişmeleri paylaşmalarını “şikayet” olarak gördüğünü anlıyorum. Hal bu ise, Amerika’nın Ankara’daki eski büyükelçilerinden Eric Edelman’ın son günlerde Türk medyasında da yer bulan açıklamalarına bakmakta fayda var.

Büyükelçi Edelman, “2004 kışı ve 2005 baharında AK Parti liderliğine yakın isimler birkaç defa darbe olabileceği kaygısını iletti. Ancak kaygının ötesinde ne olduğuna dair somut bir veri ya da kanıt yoktu” diyor.
Eric Edelman’la geçen hafta sohbet ederken bu konuyu tartıştık. Şunu özellikle not düşmekte fayda var. Büyükelçi Edelman, AKP geldi askeri bize “şikayet” etti demedi. Ancak Başbakan’ın, Kongre’de yapılan kamuya açık bir oturumda dile getirilen kimi kaygıları “şikayet” olarak algıladığını görünce, AKP’nin de askeri ABD’ye “şikayet” ettiğini söyleyebiliriz. Bunu başka türlü algılamak mümkün mü?

Dahası, eğer basın özgürlüğü meselesi yalnız Türk gazetecisi ve Türk hükümeti arasında hallolabilecek bir durum ise, AKP, ABD’ye askeri niye şikayet etti?

EDELMAN NE DESİN?

Benim anladığım kadarıyla Edelman’ın, herhangi bir darbe girişimini “veto” ettiği de yok. Çünkü büyükelçi, darbe olacağına dair ellerinde somut bir kanıt olmadığını söylüyor.

Edelman, Amerikalı olarak askeri darbenin kendi değer ve ilkelerine aykırı olduğunu anlatırken, “benim söylediğim son derece açık bir durum: Türkiye’de, CHP veya MHP de iktidarda olsa ve seçilerek yönetime gelen bir iktidara karşı bir askeri darbe olacak söylentisi ortada dolaşsa ve bana da ne derim diye sorulsa, ben, bir Amerikan büyükelçisi olarak anayasa dışı yollara başvurulmasına karşıyım derim” diyor. Sahi, Amerikan büyükelçisi ne desin başka?
Büyükelçi Eric Edelman, bu ifadelerinin, nasıl olup da Amerika’nın, “AKP tarafında askerin karşısında” diye algılandığını anlamıyor. Haklı. Ama Başbakan’ın anlattığı bir şey var ki AKP yetkilileri Amerikalı muhatapları ile darbe üzerine kaygılarını paylaştıklarında adı “işbirliği” oluyor, gazeteciler dertlerini anlatınca “şikayet.”

Burada bir tuhaflık yok mu?

Categories: HaberTürk